|
M.EMİN HEZRET
Doğmadan öldürüyorlar!
Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra kurulan Türk
cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını ilân etmeleri Doğu Türkistan
Türkleri'ne yapılan zulmün artmasına sebep oldu.
Yeni
Türk cumhuriyetlerinden korkan ve onların bağımsızlık hareketlerinden,
Doğu Türkistan'ın da çok etkileneceğini bilen komünist Çin idarecileri,
bölgedeki halka zulümlerini iyice artırdılar. Böy|e giderse, Türk
cumhuriyetleri ne kadar çok durumlarını iyileştirirlerse; Doğu
Türkistan Türkleri de o kadar zulüm görecekler!..
Şu
anda, zulmün baskısına dayanamayan Türkler zaman zaman seslerini
duyurmak için çalışıyorlar ama her türlü istekleri kanlı şekilde
bastırılıyor.
Çin'den çıkarılan bir belgeden öğrendiğimize göre, 1989'dan 1990 ve 1991
senelerinde 200 bine yakın bir kasabada doğum kontrolü için yapılanlar
tam katmerli zulümdür. Burada belgede geçen Doğu Türkistan
kasabalarının ismini veremeyeceğiz. Çünkü, yayınlandığı takdirde
Çinliler'in büyük bir titizlikle adı geçen yerlerde araştırmalar
yaparak, bilgiyi kimlerin çıkarttığını öğrenmek için çok sayıda
Müslüman Türk'ün canını yakacaklarını biliyoruz. Türkiye'deki
kardeşlerimiz, bulundukları ortam itibariyle Çinliler'in orada ne
yapacaklarını tahmin edemezler, ama Çin'in hâlâ komünizm idaresiyle
yönetildiğini hatıra getirmeliler...
200
bin nüfusa sahip kasabada (Çin'in istatistiklerine göre) evlenmiş ve
doğum yapabilecek durumda olan 34 bin genç kadın var. Kasabada,
Komünist Partisi Planlı Doğum Komitesi tarafından 25 bin kadın doğum
kontrolünden geçirildi. Bunlardan 686'sına kürtaj, 953
kadına da zorla düşük yaptırılmıştır. 10 bin
708 kadına da doğumdan korunma yolları zorla tatbik ettirilmiştir.
Zorta
yapılan bu uygulamalar esnasında çok sayıda anne ve bebek öldü. Yani
kısacası öldürüldü!..
Ayrıca 34 bin kadından yüzde 31 'i sağlamlığını ve bir daha doğurma
özelliklerini kaybettiler.
180
bin nüfusa sahip olan bir başka kasabada ise bin kadının doğum
yapmasına izin verildi. Yani kasabadaki her 35 kadından birisi doğum
yapabilecek!.. Şayet bu sayıdan fazla doğum gerçekleşirse çocukları
zorla aldırılacak!..
Böylece Doğu Türkistan'da şimdiye kadar yapılan asimileye, bir de nüfus
azalması ilave edilmiş oldu...
180
bin nüfuslu kasabada 40'a yakın devlet memuru izinsiz çocuk yapmaya
kalkıştıkları için işten atıldı. Üstelik 6950 yuen de ceza kesildi.
Ayfık maaşı 150 yuen olan bir devlet memurunun bunu ne kadar zaman
içinde ödemesinin mümkün olacağım düşünün. Ayrıca, devlet memurluğundan
atılan şahsın bir başka işte, yani Komünist Partisi'-nin kontrolündeki
işte çalışması mümkün değil...
Bu
kadar sıkı doğum zulmünden başka, bir köy veya kasabada casuslar
vasıtasıyla hamile kaldığı öğrenilen kadın veya kocasından, evdeki
herşeyi karşılığında teker teker vergi alınmaktadır.
Bir
başka kasabada da 100 çocuk doğumuna izin verildi. 237 çocuk gizlice
doğunca, izinsiz çocuk sahibi olanlara 35 bin yuen ceza verildiği
görüldü. Aynı zamanda doğan çocuklar nüfusa kaydedilmeye-rek onlara da
peşin ceza kesilmiş oluyor!..
Doğu
Türkistan'daki Müslüman Türkler'e yapılan doğum zulmünden misalleri
çoğaltmak mümkün ama? Nisan tarihinde Kaşgar'daki Büyük Cami önündeki
gösteride 100 kadar Türk'ün öldürülmesini de bu yazımda dile getirmek
istiyorum. İki yıl önce Kur'an kursu öğrencilerinin şehit edilişinin
yıldönümü sebebiyle cami önünde yapılan gösteriye ateş açan Çinliler,
eski şehitlere yeni şehitler eklediler...
Kaşgar'da bu hadisenin olduğu gece, Hoten'de 4 Çinli'nin cesedi bulundu.
Bunu Müslümanlar'ın yaptığını söyleyen Çinliler, aramalar yaptı ama
bulamadılar. Sokağa çıkma yasağı ilân edip katil veya katilleri bulmak
için baskı üstüne baskı yapıyorlar. Tıpkı, İsrail'deki Filistin-liler'in
maruz kaldığı gibi... Devamlı polis motosikletleri şehir içinde
dolaşarak, Çinliler'in katillerini arıyor... (Katillerin Çinli
olabileceğini hiç aklına getirmeden Türklerin peşindeler...) Suçsuz
yere öldürülen yüzlerce, binlerce Doğu Türkistan Türk'ünün katillerini
kim arayacak, kim bulacak? Bilindiği halde arayan, soran yok...
Şimdi
Doğu Türkistan'da Müslüman Türk'ün nesli doğmadan önce kurutulmaya
çalışılıyor. Şayet doğarsa da kurtulmuş olmuyor!.. Bu sefer de şehit
edilerek yokediliyor. Hem de bütün dünyanın gözleri önünde... |