|
Boris Yeltsine mektup
Doğu Türkistan'ın bugünkü duruma düşmesinde Rusya'nın önemi çok
büyüktür. Ruslar, geçmişte Doğu Türkista n'ı Çin'e adeta "hediye"
etmişlerdir.
12-14 Aralık 1992 tarihleri arasında İstanbul'da yapılan 1. Doğu
Türkistan Milli Kurultayı'nda, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Boris
Yeltsin'e de, 1000'de in fazla delegenin isteğiyle bir mektup
gönderilmesi kararlaştırılmıştır. Mektupta
Rusya ve Doğu Türkistan'ın
tarihteki ilişkileri anlatılarak şöyle denilmektedir:
Doğu Türkistan'ın son yüzyıllık tarihin de Rusya'nın önemi büyük
olmuştur. Çünkü, Doğu Türkistan'ın bağımsızlığa kavuştuğu ve esarete
düştüğü dönemlerde Rusya birinci derecede rol oynamıştır. 1864-.den
1877'ye kadar Doğu Türkistan'da süren bağımsızlık, Rusya'nın isteğiyle
yıkılmış ve Çin'i idare eden Mançu İmparator-luğu'nun burayı işgal
etmesine Rusya destek vermiştir. 1933'teki Doğu Türkistan
Cumhuriyeti'nin çok çabuk yıkılması ve 1944'de kurulan Doğu Türkistan
Cumhuriyeti'nin 6 seneden sonra Stalin tarafından Çin komünistlerine
teslim edilmesinin Doğu Türkistan'ın bugünkü duruma düşmeşmesinde büyük
etkisi olmuştur. Buna rağmen Çin hiçbir zaman Rusya ile iyi
geçinmemiştir. Bugün Rusya, Doğu Türkistan'ın kom- şuları olan Orta
Asya Cumhuriyetlerinin kendi kaderini kendi tayin etme hakkına saygı
gösterdi. Ama, dünyada sayıları yok denecek kadar az kalan esir
milletler içinde Rusya ile komşu olan Doğu Türkistan vardır. Bugün Doğu
Türkistan'ın bağımsızlığına kavuşması Rusya'nın Orta Asya'daki
menfaatleri için hiçbir zarar teşkil etmemektedir. Bilakis, Çin'in
yayılmacılığına karşı, tarihte olduğu gibi engel olacaktır.
Bugün, Doğu Türkistan'ın asıl sahibi olan halklar, insanî haklardan
mahrumdur.
Kendi vatanının adını ana diliyle anmaktan mahrumdur. Bununla kalmayıp,
Çin'in zorla kabul ettirmeye çalıştığı "Sincan" ismini söylemeye
mecbur edilmektedir. Millî tarihimiz, kültürümüz, örf ve âdetlerimiz,
dil ve dinimiz yok edilmeye çalışılmaktadır. Doğu Türkistan'ın Lop-Nor
bölgesinde yapılmakta olan riükleer denemeler çevre ve insanlarımızı
büyük zarara uğratmakla kalmayıp, etrafındaki ülkelere de büyük zarar
vermektedir. Doğu Türkistan'a milyonlarca Çinli göçmen yerleştirilip,
yerli halklar azınlık durumuna düşürülmeye çalışılmaktadır. Yeraltı,
yerüstü zenginliklerimiz yağmalanmakta, Doğu Türkistan'ın sahipleri
işsiz ve yoksul bırakılmaktadır. İlim adamları, din adamları ve
millî-dinî kimliği tanıyan gençler hapishanelere atılmaktadır. Bugün,
Doğu Türkistan halkı yok olma tehlikeliyle karşı karşıyadır.
Çin yönetimi, Sovyetler Birliği'nin dağılması ve dünya üzerindeki
etkisini kaybetmelinden sonra meydana gelen boşluğu doldurmak için
yayılma faaliyetini daha da hızlandırdı. Bugün Çin, çevresindeki bütün
komşu devletlerden toprak hakkı olduğu iddiasındadır. Çin, dünya
geleceğinin barış ve istikrarını bozucu tehdit unsuru olmak-tadır. Bu
tehdit unsurunu zararsız hale getirmek, barış ve istikrar isteyen bütün
devleti'erin ortak görevidir.
Doğu Türkistan'ın Çin esaretine düşmesinde Rusya'nın ne kadar mühim rolü
ve etkisi olmuşsa, aynı şekilde bugün Çin işgalinden kurtulmasında da o
derece mühim rolü ve etkisinin olacağına inanıyoruz. Rusya
Federasyonu'nun uluslararası platformda desteğini almadan Doğu
Türkisan'ın kendi kaderini kendi tayin etme hakkı ına kavuşması
düşünülemez. Aynı şekilde, bağımsızlığına kavuşmuş bir Doğu Türkistan'ın
bu durumunu devam ettirmeinde de Rusya'nın manevî desteğine her aman
ihtiyacının olacağının bilincindeyiz.
Avrupa ve Asya'nın istikrarını sağlamada büyük bir denge unsuru olan
devletiniz, Rusya Federasyonu'nun refah ve sadetini temenni ederiz. |