English

Türkçe

 

عربي

ئۇيغۇرچە

 

M.EMİN HEZRET

Zirve ve esir Türkler

 

30-31 Ekim'de Ankara'da yapılan 6 bağımsız Türk devletinin cumhurbaşkanlarının zirve toplantısı, "Adriyatik Denizi'nden Çin Seddi'ne, Kerkük'ten Ural'a kadar uza­nan topraklarda yaşamakta olan 200 mil­yondan fazla nüfusa sahip olan Türk boy­ları içinde tarihî bir heyecan yaşattı" Türk dünyasının gelcek manzarasını görebilen her­kes çok  sevinmektedir.

6 cumhurbaşkanının bir araya gelip, bir ma­sa etrafında oturması ve kültürel, ekonomik yönden dayanışma için hazırlanan protokole imza atması, Türk dünyasının büyük başarı­sıdır. Başarının büyüklüğü şudur ki; Türk dün­yası bugünkü dünyada bir denge unsuru adayı halinde ortaya çıkmaya hazırlanıyor. Bu zirve toplantısından en fazla sevinenler; şimdi de esaret altında yaşamakta olan Kırım Türkleri, Doğu Türkistan Türkleri, iran ve Irak Türkleri'dir. Çünkü şimdi hür ve müstakil olan Türk cumhuriyetlerinin bir dayanışma ve kardeşlik münasebetlerini güçlendirişi, esir Türkler'e zu­lüm ve baskı yapmakta olan istilacı milletlere öten psikolojik baskıları artıracaktır. Esir Türk­ler", kendileriyle hürriyet arasındaki mesafenin çok kısaldığını hissetmektedir. Biz esir Türk­ler, bugünkü bağımsız Türk devletlerinden faz­la bir yardım istemiyoruz. Bizim isteğimiz, ba­ğımsız Türk devletlerinin birbiriyle kültürel ve ekonomik işbirliğini daha da artırması, kardeşlik duygularını daha da güçlendirmesidir. Çün­kü,bağımsızlığını yeni kazanan Türk cumhuriyetlerı içinde Azerbaycan'dan başka Orta As­ya Türk cumhuriyetlerinde tarihî ve siyasî se­bepler yüzünden Müslüman Türklük şuuru bi­raz zayıftır. Hatta, bu Türk cumhuriyetlerinin kendi aralarında sınır kavgalarının olma ihti­mali güçlü idi. Onların şansı için, tüm Türk dün­yasını kucaklamaya hazır vaziyette duran Ana­dolu Türk'ü ve Türkiye varmış. Türkiye'deki ay­dınların, işadamlarının, devlet adamlarının arka arkaya bu devletlere gidip hepimizin bir kar­deş olduğu hakkında onlara tekrar tekrar ha­tırlatması ve Türkiye'deki televizyon yayınla­rının Orta Asya'ya kadar yayınlanışı o cumhu­riyetlerin devlet adamlarının, bilim ve işadam­larının Türkiye'ye 'davet edilmesi Anadolu ' Türkü ve Türkiye'nin onlara en sıcak kardeş­lik muamelesi yapması ve o cumhuriyetlerden onbinlerce öğrenci getirilmeye başlanması bu cumhuriyetleri etkiledi ve siyasî ortam yetişti­ren kabilecilik yerine, Müslümanlık ve Türklük şuuru yerleşmeye başladı. Bunlardan dolayı Türk cumhuriyetleri arasında ortaya çıkma ih­timali olan çatışma tehlikesi ortadan kalktı. İran'ın etkisiyle Tacikistan iç karışıklıklara sü­rüklendi. Ama, Türk cumhuriyetlari Türkiye'­nin etkisiyle kendilerinin anlayış gösterisiyle is­tikrarını devam ettirmektedir.

Bu cumhuriyetler şimdilik yoksul olsa da gu­rur ve şerefine çok önem veriyor. Türkiye, Türk: bilim ve işadamları ve bu cumhuriyetlere ilgi gösteren herkes bu kardeşlerimizin gurur ve şerefini zedeleyecek herhangi bir söz ve ha­reketten kaçınmaiıdırlar. En iyi birlik ve bera­berlik kardeşler arasında uygulanabileceğine inanıyoruz. Bilhassa Türk liderleri arasında Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın Ebulfez Elçibey'e şu sözlerinden dolayı büyük teşekkür borçluyuz. Elçibey, Kayseri'de Erciyes üniversitesi'ndeki konuşmasında söyle diyordu: "Bizler 70 yıldan beri kızıl diktatörlüğün al­tında bağımsızlığımızı kazanacağımız bu günleri bekledik. Sonunda buna kavuştuk, şimdi, dileğimiz tüm totaliter sistemlerin yokolması. Çin'deki İran'daki totaliter sis­temler de parçalanmalı..."

Biz esir Türkler, zulüm ve katliamlara dayan­dık ve dayanabiliriz. Sizin elinize geçen hürri­yet, bizi ümitlendirdi ve güçlendirdi. Sizin bir­lik ve beraberlik içinde güçlenmenizi bizim kur­tuluşumuz olan Müslüman Türk dünyası tanı­maktayız. Çünkü, Türk birliği olmadan esir Türkler'in kurtulması mümkün değildir.

 

M.EMİN HEZRET

Tabiî zenginliklerimiz ve biz

 

Yakında Çin'de yayınlanan "Vatanın Tabii Zengin­likleri" isimli kitabın Doğu Türkistan kısmında şöy­le deniliyor:

"Fakat, tarım ve jungar vadisinde keşfedilmiş 453 petrol yatak alanı, 18 tabiî gaz alanı bulunmaktadır. Petrol ve doğalgaz olan yerlerin alam 740 bin kilomet­rekare olup ingiltere ve Fransa'nın veya Türkiye'nin yüzölçümüne eşittir.."

Bu yerler, "yeraltı petrol denizi Çin'in geleceği" di­ye yazılmış. Kitapta yine Doğu Türkistan'da "118 çeşit yeraltı madenleri var. Bütün Çin yeraltı madenlerinin yüzde 80'i bu topraklardan çıkmaktadır. Doğu Türk­istan'ın tuz rezervi tüm dünyanın bin yıldan fazla kul­lanmasına yetecek kadardır. Doğu Türkistan'ın 70'e yakın nahiyesi içinde 56 nahiyeden altın çıkmaktadır. Fakat, Altay dağlarındaki altın ocağından her üç ay­da bir ton altın çıkarılmaktadır. Doğu Türkistan'ın kö­mür rezervi olan yerlerin alanı 88 bin kilometrekare­lik bir alan olup tüm Çin'in kömür rezervinin üçte bi­rine sahiptir. Nükleer silahlarda kullanılacak en önemli maden olan uranyum da bu topraktadır. Dünyaca ün­lü olan kıymetli taşların mekanı Helen'dir. Bu toprak­larda insanların hiç elinin değmediği zenginlikler do­lu durmaktadır..."

Çinliler, Doğu Türkistan'da yeni bir maden veya zen­ginlik bulunduğunu duyunca kendilerini tutamayıp sevinç ve heyecana kapılıyor. Doğu Türkirtanlılar ise ayak al­tındaki bu topraklardan çıkmış olan tabiî zenginliklerin bol­luğunu duyunca hayret, korku ve paniğe kapılıyor. Çün­kü, Doğu Türkistan'ın neresinden yeraltı madeni veya başka zenginlikler bulunursa o yerdeki yerli halk göç et­tirilip bu yerden uzaklaştırılmaktadır. Birkaç sene içinde bu yerler bir Çin şehrine dönüşmektedir. Çinliler zengin olmaya, Uygurlar fakir kalmaya mahkum edilmektedir.

Doğu Türkistan'ın zenginliklerinden gözleri kızaran Çin hakimiyeti Doğu Türkistanlıları bir an önce eritip yok edip bu toprak zenginliklerinin sahibini ebedi susturmanın yeni politikalarını öğretmeye neden oluyor... Doğu Türkistan'la açılan bir maden ocağı veya bir petrol yatağı veya ki bir fabrikada en ağır ve en pis sayılan iş olsa bile bu toprak­ların sahiplerine az çok verilseydi onların Çin yönetimi­ne olan nefretleri biraz azalırdı. Karındaş komşularımız Özbek, Kazak, Kırgızlar, Ruslar'dan bağımsızlığını aldık­tan sonra Doğu Türkistan'da Çinliler'in baskısı daha da artmıştır. Doğu Türkistan halkı büyük bir öfke içindedir. Halk bilhassa gençler silahlı mücadeleye hazır halde bek­lemektedirler. Ama, biz Çin'de ilerde olacak bir demok­ratik hareketi beklemekteyiz. Çin'deki 1 milyardan fazla insan, aynen Doğu Türkistanlılar gibi masum insanlar­dır. Bize zulmü reva görmekte olan Çin yönetimidir. Biz Çin'de Gorbaçov, Yeltsin gibi kendi milletinin ve müstem­lekesi altındaki milletlerin hürriyetine kavuşmasını iste­yen bir liderin ortaya çıkmasını beklemekteyiz. Eğer, ge­lecekte de Doğu Türkistan'da asimilasyon ve yok etme politikası aynen devam ederse Doğu Türkistan Asya'daki kan gölüne dönüşecektir. Çünkü, bizim dayanacak gü­cümüz kalmadı. Allah, mazlum kullarına sabır ve güç kuv­vet versih...Amin

 

Ana Sayfa

aturan2003@yahoo.com

Taklamakan Uygur Neşriyat Tüm Hakliri Saklıdır

 All Rights Reserved Taklamakan Uyghur Publishing 2007 --- 2009 http://www.uyghurweb.net