| |
M.EMİN HEZRET
Ortak Alfabe
1992 tarihinde Kırgızistan'ın başşehri Bişkek'te esir Doğu Türkistan'dan
başka, dünyadaki tüm Türk yurtlarının hükümet ve ilim adamları
Türkiye'nin öncülüğünde bir araya gelip, bütün Türk boylarının bir
alfabeye geçmesi hakkında toplantı yaptı. Bu toplantı Türk dünyası
tarihinde büyük ehemmiyeti olan bir olaydır...
Türk düşmanlığı ve Osmanlı Devleti'nin ortadan kaldırılması neticesinde
Türk dünyası paramparça olduğu gibi, Türk dili de facialı bir şekilde
ayrı ayrı dil yapılmaya çalışıldı. Anadolu Türkçesi Latin alfabesini
kabul ettikten sonra Arap-Fars dillerinden gelen bir sürü kelimeler
yerine, eski Türk kelimelerini kullanıp dilimizin temizliğine
çalışılmış olsa da Avrupa'dan bir sürü İngilizce, Fransızca kelimeleri
Türk diline yerleştirip, Türkçe'nin bozuluşuna sebep oldu. Mesela, Orta
Asya Türkleri'nde "zorluk" kelimesi yerine Türkiye'de "problem",
onlarda "Birleşme Hükümeti" yerine Türkiye'de "koalisyon" olarak
geçiyor. Türkiye'de yabancı kelimeler durmadan üretiliyor. Ben
Türkiye'ye geleli üçbuçuk sene oldu. Ben geldiğimden bu yana bir sürü
yabancı kelimeler üretildi ve herkes tarafından kabul edilip Türk dili
arasına yerleşti. Mesela, özel televizyon "Start" kelimesindeki "1"
kelimesi Türkçe idi. Şimdi İnter Star oldu. Her şeyi ile
yabancılaştı... Şimdi bu kelime Türkiye'de kimseye yabancı gelmiyor.
Orta Asya Türk cumhuriyetlerinde Türk dilinin Ruslaşısı, gramerinde
Rusça'ya uyması için Ruslar, yüzlerce seneden beri Anadolu Türkleri ile
Kafkasya ile Orta Asya Türkleri'nin lehçe farkını büyütmesi çabasını
sürdürüp geldi. Azerî, Çeçen, Kumuk, Gagavuz (Gökoğuz), Tatar, Başkırt,
Özbek, Kazak, Kırgız, Uygur, Türkmen, Karakalpaklar'ın hepsini ayrı
ayrı millet yaparak Türklük şuurunu manevî yönden unutturmak çabasında
oldu. Bu maksada kavuşmak için dil lehçeleri arasındaki farkı büyütme
çabasını ön plana çıkardı.
Kafkasya ve Orta Asya Türk lehçelerini Rusça kelimeler korkunç derecede
istila etti. Yeni teknoloji üretmiş olan yeni ürünler Türkiye'de
İngilizce kelimelerle adlandırıldığı gibi, o cumhuriyetlerde de Rusça
adlandırılması tabii karşılandı. Ama, eskiden var olan Türkçe kelimeler
yerine zorla Rusça kelime kullanmak normal hale geldi...
Mesela, "Ben konuşmamda hiçbir Rusça kelime kullanmıyorum" diyen bir
Türk, konuşması sırasında kendisi de farkına varmadan "Vottak" der. Bu
kelime "işte" manasınadır. Ve konuşma sırasında "uje" der. Bu da "şimdi
veya biraz önce" manasınadır. Bu kelimeler Bakû'den AlmaAta'ya kadar
tüm Türk boylarına yerleşmiştir. Orta Asya'daki Türk boyları birbiriyle
kendi lehçeleriyle konuşsa da hiç zorluksuz anlaşabiliyor. Oysa bir
Tatar ile bir Özbek, bir Kazak ile bir Azerî konuşurken hep Rusça
konuşmayı tercih ediyor. Bu cumhuriyetlerde bağımsızlık ilan edildikten
sonra burdaki aydınların kendi dilinde konuşamaması onları çok
utandırmaktadır. Mesela; Kazakistan'da Kazakça öğrenmek,
Kırgızistan'da Kırgızca, Özbekistan'da Özbekçe öğrenmek ve öz ana
dilini bir yabancı dili öğrenmiş gibi ezberleyip öğrenmek bilhassa
gençler için çok önemli bir konu haline gelmektedir. Bu durum bizi çok
sevindirmektedir. Doğu Türkistan'da ise Çinliler'in eritme politikasının
en başında Türk lehçelerine olan baskı gelmektedir. Çinliler, Doğu
Türkistan yerine "Sincan" kelimesini kullanmaya zorladıkları gibi, bir
süre Türkçe kelimeleri yerine Çince kelimeler kullanmaya mecbur
etmektedir ve başarılı da olmuştur. Mesela Uygur Türkçesi'nde masa
kelimesi yerine "cozi", çatal yerine "koyza", sebze yerine "sey",
domates yerine "şihunşu", biber yerine "laza", turp yerine "lobo" gibi
bir sürü kelimeler Doğu Türkistan'ın hiçbir Çinli olmayan köylerinde
bile herkes tarafından kabul edilip kullanılmaktadır. Yerlerin,
dağların, deryaların, şehirlerin isimleri de Çince olarak
değiştirilmektedir. Dilimize olan asimilasyon korkunç boyutlara
ulaşmaktadır. Böyle bir zamanda dünyadaki tüm Türk boylarının ortak bir
alfabe kullanmasında, ortak bir edebi dil kullanmasında Türk boylarının
varlığını sürdürmede büyük ehemmiyet! vardır.
Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti aydınlarının görevi büyüktür. Esir
Türkler yurtlarında dilinin asimilasyon olmasını engellemek zor bir
iştir. Şimdiki Kafkasya ve Orta Asya Türkleri kendilerini bulma
çabalarındadır. Kaybedilmiş olan Türkçe kelimeleri mutlaka
bulacaklardır. Ama, hür Türkiye Cumhuriyeti'nin, Türk dilinin
temizliğini korumada öncülük yapabilmesi en önemli husustur... |
|