|
M.Emin
HEZRET
Ah!.. Türkistan çiftçileri
1987,1988 senesinde Kaşgar, Hoten vilayetlerinde atom bombası
patlatılmasının etkisi ve yoksulluk sebebile ciğer hastalığı olarak
tesbit edilen bulaşıcı hastalık geniş şekilde yayıldı.
200 binden fazla Türk çiftçisi bu hastalığa yakalandı ve insanlar
ölmeye başladılar. Millet, hükümetten yardım istedi. Başkent Urumçi'de
Çinliler tarafından bir yardım kampanyası kuruldu. Hoten ve
Kaşgar'daki hastalara yardım için eski elbiseler toplanmaya başlandı.
İki haftalık bir seferberlikten sonra 20 otomobillik eski elbise yardımı
Doğu Türkistan'daki Çin hükümeti tarafından Hoten ve Kaşgar'a
yollandı. Tabiî Çinliler'in giymedikleri elbiseleri... Elbiseler
yoksul çiftçilere dağıtıldı. Çiftçiler, "Biz Müslümanız, kâfirlerin eski
elbiselerini giymeyiz" diye reddettiler.
Müslüman Türkler'e Çinliler'in eski elbiselerini teslim etmekle uğraşan
Türk memur, Urumçi'ye giderken bana geldi ve şöyle dedi: "Bundan
otuz'sene önce yani 1958-59 senelerinde Çin'deki tabiî afet sebebiyle
milyonlarca aç, sefil Çinliler Doğu Türkistan'a döküldü. Ne yatacak ev,
ne giyecek elbise, ne de yiyecek yemekleri yoktu. Sokak sokak
dileniyorlardı. Aç Çinliler'in her şehirde çok sayıda ölüsü vardı.
Bunun üzerine ben de Doğu Türkistan'da bir memur olduğumdan Türk
halkını seferber etmeye çalıştım ve onlann elbise, yorgan kapkacak her
şeyini topladık, Çinliler'e getirdik. Çinliler'in yemeklerini her gün
biz Türkler verdik. O zaman Çinliler ağlıyorlardı: "Biz sizin
iyiliklerinizi hiçbir zaman unutmayacağız" diyorlardı. Onlar bizim
iyiliklerimizi gerçekten unutmamışlar. Aradan otuz sene geçti, şimdi
onların hepsi zenginleşti, hepsi büyük mevkilerde. Biz şimdi onların
eski elbiselerine muhtacız. Siz bir yazarsınız ve bu gerçekleri
unutmayınız" demiştir.
Hakikaten düşündüğünüz zaman, otuz sene sonra Doğu Türkistan halkı
niçin Çinliler'in eski elbiselerine muhtaç kaldı? Otuz sene sonra aç,
sefil, Doğu Türkistan'a hayatını kurtarmak için gelen Çinliler niçin
bu kadar zenginleşti? Bunun sebebini herkesin düşünmesi lazım? Doğu
Türkistan halkı Çinliler'in sadakasına muhtaç değil. Onlara kendi
hakları gerek. Kendi toprağında, kendi vatanında insanca yaşama
şartlarına kavuşması lazım. Ama bugünkü gerçeklere göre Kızıl Çin
yönetimi Doğu Türkistan'daki Türk halkının kötü şartlarda yaşamasına
karışmaz. Yani onun ölmesi hastalanması onun için bir şey değiştirmez.
Ama onu, toprağını, herşeyini sömürür. Biz Kızıl Çin'in sözlerine değil,
yapmakta olduğu işlerine bakarız.
Mao zamanında zaten çiftçinin veya diğer hiç kimsenin bir şeyi yoktu.
Şimdi Mao öldükten sonra yavaş yavaş mal edinme var ama, vergiler o
kadar çok ağırlaşttrıldı ki çiftçi altından kalkamayacak duruma geldi.
Mesela sahip olduğunuz bir at, inek veya merkep için senede dereden
veya ırmaktan su içme vergisi olarak beş yuandan on yuana kadar 2 - 3
dolar civarında para Ödenmesi gerekir. Çiftçinin yıllık geliri ise
Çinliler'in kendi yaptığı istatistiklere göre 56 dolar civarında. Bir de
buna çiftçiler için senede 80 günlük devlete bedeva mecburi olarak
hizmet etmeyi katmak gerekir. 80 günlük mecburi çalışma için evlerinde
erkek olmayan dul, yaşlı vs.lerde aynı statüye sahip olup, gitmedikleri
takdirde parasını ödemek istiyorlardı. Çatışma için insan gönderemeyecek
durumda olanlar ise evlerindeki hayvanlarını veya evlerini satmak
durumunda kalıp, çok zor şartlarda yaşamaya sevkediliyor. Hiçbir hak
hukuka dayanmayan zorla çalıştırmalar da görülüyor. Mesela baraj yapımı
için bu ocak ayında 13 bin eşek arabası Karakaş nahiyesinden
getirtilerek çalıştırıldı...
Çinliler Doğu Türkistanlıların sadece çalışmasını istiyorlar, iyi bir
hayatı veya hayata niye geldiğini, düşünmesini istemiyorlar.
Yaşayanlardan ölenlerin yerine yenileri geliyor ve bunun hep böyle
olmasını istiyorlar. Ama Allah bunların da belasını verir. Doğu
Türkistan halkının tek istediği insanca yaşamak ve insanca muamele
görmektir.
|