English

Türkçe

 

عربي

ئۇيغۇرچە

 

Doğu Türkistan Kızıl Muhtariyeti Reddeder

Mehmet Emin BUĞRA                 İsa   Yusuf ALPTEKİN

 

DOĞU   TÜRKİSTAN   TÜRKLERİ KOMÜNİSTLERİN İLÂN ETTİKLERİ MUHTARİYETİ

 (MUHTARİYETİN MAHİYETİ)

Komünist Çin hükümetli, Doğu Türkistan'a muhta­riyet verdiğini ilân etmiştir. Pekin radyosu ile yayınla­nan bu ilânın metni şudur: "Çin hükümeti Sinkiang eyaletine bugüne kadar imtiyazlı 'bir eyalet hükümeti nizamımı tatbik etmekte idi ve bu ise eyaleti dahilî bir muhtariyete götürecek bir nizam idi. Sinkiang Eylül ayından itibaren dahilî muhtariyet vasfına haiz bir eya­let haline getirilmiştir. Bu kararı Sinkiang eyalet par­lamentosu almış ve bütün Çin'in en yüksek idare heye­ti olan devlet meclisi tarafından tasvip edilmiştir." Bu ilân münasebetiyle Doğu Türkistan'ın merkezi olan Ürümçi’de tertip edilen toplantıda ilk söz alan bir hatip şöyle demiştir: "Ulu önderimiz Mao-Tse-Turgun sonsuz iltifatı ve büyük dostumuz Sovyetlerin plânı mucibince ülkemiz Sinkiang dahilî muhtariyet derecesine yüksel­miştir." Bu ilândan hemen sonra Formosa'daki Milli­yetçi Çin makamları kendi siyasî görüşlerini açıklayarak şu beyanatta bulunmuşlardır: "Sinkiang eyaletine komünist Çin tarafından muhtariyet verilmesi Rusla­rın Çin üzerindeki istilâ siyasetini gerçekleştirmeğe doğru yeni bir adımdır. Komünistler çok geçmeden Mançuriya'ya da muhtariyet verecekler ve bu suretle Rus istilâsının kolaylaşması için bir adım daha atacak­lardır."

Komünist dünyasının matbuat ve radyoları, güya Doğu Türkistan halkının uzun yıllardan beri elde etmek için yüz binlerce canlarını kurban verdikleri hürriyete kavuşmuş olduğunu mahut komünist propaganda di­liyle haykırmağa başlamış bulunmaktadır.

Hür dünya matbuatı ise Milliyetçi Çin makamları­nın verdikleri1 beyanata uygun bir şekilde neşriyatta bu­lunmaktadır. Meselâ: New York Harald Tribune gazetesinin bu mevzuda neşretmiş olduğu uzun bir makale­sinde ezcümle şunları yazmıştır: "Çin üzerinde Rus kontrolünün zayıf uyacağına, dair Batının ümitleri Uzak Doğudan gelmekte olan havadisler ile suya düşmektedir. Doğu Türkistan'a kızıl Çin'in muhtariyet vermesi ve Çin'in sınaî ve iktisadî merkezi olan Mançuriya'da git­tikçe artmakta olan Rus tesiri bu konudaki önemli in­kişaflardandır. Bu ise Sovyet fabrikalarından gelen jet uçakları, uçaksavar toplar ve diğer askerî malzemelerin kızıl Çin'e nelere mal olduğunu göstermektedir. Ma­kalenin sonuna doğru şöyle bir yorum vardır: "Doğu Türkistan'a verilen muhtariyet, doğrusunu söylersek Doğu Türkistan'ın büsbütün Sovyet boyunduruğu altı­na alınması ve aynı zamanda da Mao'un hâkimiyet id­diasını sözde kabul etmek demektir. Sovyetler Dış Mo­ğolistan'da da aynı siyaseti tâkip etmişlerdi. Nazarî ola­rak müstakil olan Dış Moğolistan bugün tam mânasıyla Kremlin boyunduruğu altındadır. Doğu Türkistan'ın kahir ekseriyetini Müslümanlar teşkil etmektedir. Bun­lar kızıl Çin ve yardımcısı Rus ordularına karşı 1951'in sonuna kadar çetin savaşlar yapmaktaydılar."

İşaret ettiğimiz bu konudaki yorumlardan komi


 

 

nist yorumlarının bir hakikati ifade etmekten tamamıyla uzak olan komünist yalan propagandalarından başka bir şey olmadığı herkesçe aşikârdır. Binaenaleyh ona karşı bir şey yazanakla kendimizi meşgul etmeğe değmez. Fakat şurasını belirtmek lâzımdır ki bu mevzudaki kızıl Çin ye kızıl Rus yayınlarında sinsi bir mü­cadele göze çarpmaktadır. Şöyle ki kızıl Çin'in resmî ilânında olduğu gibi bütün yayınlarında Çin zihniyeti çerçevesi içinde 'bir muhtariyetten bahsedilmektedir. Yâni kızıl Çin, Doğu Türkistan'ın yine bir Çin eyaleti vasfını muhafaza etmekte ve Rusların esaretinde olan milletler için sözde tanınmış olan "millî muhtariyet" vasfını Doğu Türkistan için kabul etmekten ciddiyetle kaçınmaktadır ve dahilî muhtariyetti bir Çin eyaleti: demektedir. Diğer taraftan kızıl Çin, yerli ahalinin kul­landıkları millî ad olan "Doğu Türkistan" adını veya­hut Rusların bu memlekete takmak istedikleri, "Uyguristan" adını kabul etmeyerek Çinlilerin burasının bir, Çin eyaleti olduğu iddiasını yürütmek maksadıyla tak­mış oldukları "Sinkiang" adını kullanmakta ısrar etmektedir.

Sovyet Rus yayınları ise bu muhtariyetin Rus esa­reti altında bulunan gayri Rus milletler için sözde tanınmış olan' millî cumhuriyet dereceleri ile aynı, seviyede,
bir siyasî mevki olduğunu tebarüz ettirmektedirler.
Memleketin adına gelince Taşkent ve Ama Ata radyoları Sinkiang adını tamamıyla terk ederek Uyguristan
adını takmış bulunmaktadırlar.

Kızıl Çin ile Rus arasındaki bu ahenksizlik sadece bir görüş, farkından ibaret olmayıp Doğu Türkistan'ı yutmak için 1871 de başlamış olan Rus-Çin mücadelesi­nin devamından başka bir şey değildir. Bu mücadele iki


 

 

devletin siyasî durumlarında vuku bulan değişikliklere göre bâzen açık ve bâzen kapalı olarak cereyan etmiş ve bu iki devletin rejimlerinin değişmesine rağmen bu mücadele devam ede gelmiştir. Doğu Türkistan'ın ko­münist Çinin eline geçmesi önce Ruslara büyük bir ümit vermişti, fakat Ruslar sonradan bu ümitlerinde yanıl­mış olduklarını anladılar ve milliyetçi Çin’den daha inat­çı ve tehlikeli bir muhalifle karşı karşıya olduklarının farkına vardılar. Bunun için Ruslar Doğu Türkistan hakkındaki plânlarını bu inatçı peykinden gizlemeye ve Rus taraftarı gurubun liderleri olan Ahmet Kasimî, Abdülkerim Abbasof, İshak Bey ve Delil Kanlan öldür­mek suretiyle kızıl Çini tatmin etmeye lüzum hissetti­ler. Fakat mücadele durmuş değildi, bilâkis aşağıda gö­rüleceği veçhile başka taktiklerle daha da şiddetlenmiş idi.

Komünist Çin ordusu Doğu Türkistan'a girer gir­mez memleketin her tarafında müthiş ayaklanmalar vuku buldu. Kızıl Çin ordusu 'bu ayaklanmalar karsısın­da müşkül bir duruma düşünce Rus ordusu yardım ba­hanesi ile motorize Rus tümenlerini memlekete soktu ve ayaklanmalar kanlı çarpışmalarla bastırıldıktan son­ra Rus tümenleri memleketin şimal vilâyetlerinde ve Çin hududu üzerindeki Kumul vilâyetinde ve diğer stratejik bölgelerde yerleştirildi. Bununla da kalmayıp Ruslar "yerli beşinci kolordu" namı altında neferleri yerli Türklerden ve subayları Ruslardan müteşekkil olan bir ordu kurarak bunları kızıl Çin ordusunun kar­şısına diktiler. 14 Şubat 1950 de Moskova'da imzalanan Rus-Kızıl Çin anlaşması mucibince Ruslar Doğu Tür­kistan'ın bütün petrol, uranyum ve kıymetli madenlerine el koydular. İli, Altay ve Ürümçi vilayetlerinde ve


 

 

Taklamakan çölünün içerisinde şehir büyüklüğünde atom fabrikaları ve lâboratuarları  inşa ettiler. Ruslar,

Taklamakan çölünü atom bombasının tecrübegâhı ha­line getirdiler, bu çöl şimdi ikinci Navada çölü vazifesi­ni görmektedir.

Kızıl Çin, bu Rus faaliyetine karşı Çin'den Doğu Türkistan'a muhacir sevk etmeğe başladı. Bu hareket derhal Rus itirazlarıyla karşılaşınca kızıl Çin açıkça muhacir adıyla olmayıp Doğu Türkistan'daki Çinli as­kerlerin, aileleri ve savaşta ölenlerin aileleri adı altında çok az bir müddet içinde 500 000 kadar Çinli getirdi. Bundan başka Rusya ve Cindeki hububat kıtlığına ça­re görmek bahanesiyle 19053 den beri "askerî ziraat bir­likleri" adı altında 900 000 den fazla Çinli getirdi ve bun­lara silâh dağıtarak bütün şehir ve köylerde ahalinin evlerinde yerleştirdi ve ahalinin arazisini de onlara ver­di. Kızıl-Çin böylece mevkiini takviye ettikten sonra

 Rusların kurmuş oldukları beşinci kolordunun yerli ne­ferlerini dağıttı ve Doğu Türkistan'da yayılmış olan Rus tabiiyetindeki ajan ve tahrikçilerin bir kısmını hudut dışı etti

YENİ   BİR   TAKTİK

Rus ile onun peyki kızıl Çin'in mücadelesi böylece sürüp giderken şimdi bu mücadelenin yeni bir safhaya intikal ettiğini görüyoruz ve bu da Doğu Türkistan için ne mahiyette olursa olsun bir muhtariyet ilân etmekten ibarettir. Bunu Rus plânının  galebe çalmasıyla tefsir edebiliriz. Çünkü evvelki mücadele tarzı Ruslara karşı büyük bir engel ortaya çıkarmıştır. Bu durum karşısın­da Ruslar taktik değiştirmek ihtiyacını duymuştur ve komünist rejiminin millî meselelerin halli ismini ver-


 

 

mek suretiyle kukla millî teşekküller yaratmak prensi­bini yerine getirmeğe kızıl Çin'i kandırmıştır ve Doğu Türkistan'ın muhtariyetini ilân ettirmiştir. Bu taktik sayesinde Rusların hiç şüphesiz ki şu puanı göz önünde tuttukları muhakkaktır: Doğu Türkistan'ın dahilî ida­re işlerini Çinlilerin ellerinden alarak Rusya’da yetişti­rilmiş olan Doğu Türkistanlı gençlerin ve Batı Türkis­tan'dan gizlice Doğu Türkistan'a sokmuş oldukları Rus adamlarının ellerine vermek ve bu yol ile Doğu Türkis­tan'ı Batı Türkistan'daki Sovyet cumhuriyetlerinin bi­ri haline getirmek. Ürümçi’de konuşan sözcü de bu Rus puanından bahsetmeyi unutmamıştır. Fakat yukarıda belirttiğimiz veçhile Kızıl Çin bu Rus Plânının tatbikine mâni olmak için elinden gelen bütün tedbirleri al­mış gibi görünüyor.

Demek oluyor ki bu ilki devlet, stratejik ve iktisadî bakımdan son derece ehemmiyetli olan bu memleket yüzünden, ideoloji birliği ve hâkimlik ve peyklik ve sai­re münasebetlerini unutarak mücadele etmektedirler ve bir parça yağlı et yüzünden dalaşmakta olan iki aç kö­pekten hiç bir farkları yoktur. Bunlardan biri veyahut her ikisi ölünceye kadar dalaşacaklardır.

Gasıplar dalaşa dursunlar, memleketin hakikî sa­hibi olan sekiz milyon Türkün sözünü dinlemek daha faydalı olacaktır.

 

DOĞUTÜRKİSTANIN   HAKİKÎ SAHİPLERİNİN   SÖZÜ

Doğu Türkistan bir Türk memleketidir. Çünkü o memlekette yaşayan halkın % 97 sini Türkler teşkil et­mektedirler ve tarihin başlangıcından  beri onlar bu


 

 

memleketin hakikî sahibidirler.

Doğu Türkistan Türkleri, tarih boyunca hürriyet yolunda canla ve başla mücadele etmekten hiç bir za­man çekinmemişler ve bu mücadeleleri sayesinde sayı­ca ve kuvvetçe kendilerinden çok üstün olan düşman­larına karşı koyabilmişler ve tarihî çağlarının yüzde sekseninde hür ve müstakil halde yaşayabilmişlerdir. Büyük kuvvetleriyle saldıran, düşmanların bu milletin hürriyetini gasıb etmiş oldukları zamanlarda bu millet, çetin mücadeleye devam etmiş ve hürriyetini yeniden elde etmiştir ve bu mukaddes gaye yolunda yüz binlerce canları seve,seve kurban eylemiştir. 1759 da vuku bulan Çin istilâsından beri bugüne kadar Doğu Türkistan Türkleri bu istilâya karşı 46 defa silâha sarılmışlardır ve üç defasında istiklâllerini elde etmişler, bir defasın­da 17 yıl, bir defasında iki yıl ve bir defasında üç yıl müstakil yaşamışlardır. Yâni bu 195 yılın her dört yı­lına mukabil bir kanlı savaş tarihimizde kaydedilmiş tir.

1931 den buyana cereyan eden kanlı hadiseler Do­ğu Türkistanlıların kurtuluş savaşlarının en kanlı ve en feci safhalarını teşkil etmektedir. Çünkü bu devrede Doğu Türkistanlıların karşısında yalnız Çin olmayıp Kızıl Ruslar da bütün kasveti ve zulümleriyle bu hürriyet âşkı milletin karşısına dikilmektedirler. Bu dev­re içinde Doğu Türkistan Türkleri bir kaç defa Çin kuv­vetlerini yenmiştir. Fakat Ruslar bu memleketin hür­riyet ve istiklâlinin kendi siyasî ihtiraslarına engel ol­masından ve Rus istilâsı altındaki Türk toplulukları­nın hürriyet mücadelelerine kuvvet vermesinden kork­tukları için Çin kuvvetlerine yardım perdesi altında uçaklarıyla ve motorize tümenleriyle bu millete saldır-


 

 

dılar ve yüz binlerce ahaliyi kırdılar. Doğu Türkistan milleti hâlâ kurtuluş mücadelesi­ne devam etmektedir ve edecektir    ve tam mânasıyla hür ve müstakil oluncaya kadar mümkün olan her va­sıtaya baş vurarak çarpışacaktır.

Doğu Türkistan Türklerinin binlerce sahifeyi dol­duran hürriyet mücadelelerini bu bir kaç satırın içine sıkıştırarak sayın okuyuculara arz etmiş bulunuyoruz. Böyle bir hürriyet idealine candan sarılmış olan bir millet, Kızıl Rus ve Kızıl Çin gibi amansız düşmanları­nın yalandan sırf propaganda maksadıyla verdikleri bu kuklalık payesini katiyen kabul etmeyecektir ve hiç bir siyasî değişiklik gösterisine hiç bir zaman aldanmayacaktır. Çünkü ne şekilde olursa olsun kızıl Çin ve kızıl Rus tahakkümünün altında olmanın iç yüzünün ve âkıbetinin ne olduğunu Doğu Türkistan milleti çok iyi bilmektedir.

Doğu Türkistan milletinin yegâne gayesinin tam
mânasıyla hürriyet ve istiklâl olduğunu ve kızıl Rus ile
onun peyki kızıl Çinin kendi aralarındaki siyasî tartış­manın yeni bir manzarası olan sözde muhtariyet ilânı­nın bu memleketin hakikî sahipleri olan halkı katiyen
ilgilendirmediğini sekiz milyon Türk ahalinin namına
hür dünya milletlerine saygılarımızla ilân ve arz ede­
riz.                                                        l Kasım 1955

Mehmet Emin Buğra İsa Yusuf Alptekin

 

 

 

 
 

Ana Sayfa

aturan2003@yahoo.com

Taklamakan Uygur Neşriyat Tüm Hakliri Saklıdır

 All Rights Reserved Taklamakan Uyghur Publishing 2007 --- 2009 http://www.uyghurweb.net