|
M.Emin Hazret
Biz mevcuduz, dâvamız da mevcuttur
5 Mayıs 1990 Cumartesi günü Batı Almanya'nın Bon şehrinde Orta Asya
Türkleri'ne has milli kıyafetler giyinen ve ellerinde ayyıldızlı bayrak
tutan çok sayıda Doğu Türkistanlı miting düzenledi ve yürüyüş yaptılar.
Bunlar Batı Avrrupa'da yaşamakta olan Doğu Türkistanlılar idi.
Onlar Doğu Türkistan'da 5-6 Nisan günleri Kasgar'ın Aktu nahiyesinde
meydana gelen çatışmalarda, Kızıl Çin ordusu tarafından Türkier'e
yapılan katliamlara, Doğu Türkistan'daki milli zulüm ve insan haklarına
aykırı yapılmakta olan haksızlıkları protesto etti. Çin yönetiminin
asimilasyon, işgalci politikasını kınadı. Göstericiler, Bonn'daki Çin
Büyükelçiliği'nin önüne gidip Çin hükümetine yazılan bir açık mektubu
büyükelçi genel sekreterine verdiler. Mektupta şunlar yazılıydı:
"Ekselans, günümüzde insan haklarının ne derece önem kazandığını,
devletler ve rejimlerin insan haklarına saygılı oldukları kadar meşru
ve muteber olabileceklerini anlamış olmanız gerekir. Temsil ettiğiniz
ÇHC'nin ise bugün insan haklarına ve hukuka saygı göstermeyen bir üike
olduğu dünyaca bilinmektedir. 1876 senesinden bu yana işgal ve istilanız
altında bulunan ve adım saygısızca 'Şinkiang' olarak değiştirdiğiniz
Doğu Türkistan, devletiniz tarafından maddesi ve manasıyla
sömürülmektedir..."
Bonn şehrinde Doğu Türkistanlılar tarafından yapılan ve tarihi önemi
olan bu yürüyüşte göstericilerin ellerinde Çin yönetimine hitaben
yazılan sloganlar da vardır:
―
Doğu Türkistan'da katliama son verilsin.
― Doğu Türkistan 'ın Lob Nor bölgesinde atom denemeleri durdurulsun.
―insan haklarının ihlal edilmesine son verilsin.
― Doğu Türkistan'a Çinli göçmenlerin yerleştirilmeişlemine son verilsin.
― Doğu Türkistan Türkleri'ni zorla asimile etme politikasına son
verilsin.
Bonn'daki yürüyüş haberi o akşam Hürriyet radyosu ile Doğu Türkistan'a
gitti. Doğu Türkistan'da ağır siyasî baskı altında yaşamakta olan ve
sıkıyönetim kıskacına alınan şehirler ve köylerde yaşayan milyonlarca
kardeşlerimize Almanya'da yapılan bu gösteri büyük derecede manevî bir
güç kattı.
Doğu Türkistan'daki olaydan 2.5 ay sonra, Bonn'daki mitingten 1,5 ay
sonra yani 24 Haziran Pazar günü İstanbul'un Abide-i Hürriyet
Meydanı'nda Doğu Türkistan Göçmenler Derneği tarafından bir miting
düzenlendi. Mitinge 3-5 bin Doğu Türkistan Türk'ü iştirak etti.
Milli kıyafetler giyen gsötericilerin ellerinde ayyıldızlı bayraklar
dalgalanıyordu. Göstericiler, Çin'in Doğu Türkistan Tükleri'ni yok etme,
asimilasyon politikasını kınadı, lanetledi. 'Çinliler Doğu
Türkistan'dan çıksınlar, Sincan değil Doğu Türkistan'dır' diye
sloganlar atıldı. Mitingde Kızıl Çin'in bayrağı ve Kızıl Çin
diktatörlüğünün sembolü olan Deng Şiau Peng'in maketi ateşe verildi.
Mitingde Doğu Türkistanlıların lideri İsa Alptekin, konuşmasında şöyle
dedi: "Esir Doğu Türkistanlılar dünyadaki hiçbir esir milletin maruz
kalmadığı zulme martız kalmaktadır. Doğu Türkistan Türkleri yokolma
tehkikesiyle karşıya kalmaktadır. Doğu Türkistanlılar kendi vatanlarında
azınlık durumuna getirildiler. Bütün dünyaya sesleniyoruz, biz insanız,
bizim de insanca yaşama hakkımız var. İnsanca yaşamak için bütün hür
dünyadan manevî yardım istiyoruz, ses istiyoruz."
Miting çok heyecan içinde devam etti. Her bir Doğu
Türkistanlı'nın kalbinde Çinliler tarafından yapılan işkence izleri
vardır. Kimse Çin hakimiyetinin kötü milli zulmünü hakaretini
unutamayacaktır. Ama Kızıl Çin'in İstanbul'daki bazı diplomatları Doğu
Türkistanlıları milli davadan vazgeçirmek, onların arasını bozmak,
onları faaliyetsiz hale getirmek için çok çaba harcamıştır. Gerçek,
Çinliler'in ümit ettiği gibi olmadı. Türkiye'deki Doğu Türkistanlılar'
5-6 Nisan' Doğu Türkistan'da katledilen şehirler için vatan ve millet
diyerek hapislerde yatan kahraman oğulları için, milli zulüm ve milli
hakarete dayanma gücü olmayan kan kardeş, can kardeşleri için gecikse
de ses çıkardılar.
Demek ki, biz mevcuduz, dâvamız da mevcuttur.
|