English

Türkçe

 

عربي

ئۇيغۇرچە

 

 

M.Emin Hazret

Çin'in Göç Politikası

 

Çin basını birkaç yıldan beri, "Bütün Çin arazisi altıda birini teşkil eden Sincan'ı, üretime açma ve geliştirmek, Komünist Partisi Merkez Komitesi'nin 21. asırdaki temel amacıdır" diye yazmaktadır.Bu durum; Çin hükümetinin Doğu Türkistan'a, şimdiye kadar ge­lenden daha büyük bir kitle halinde Çinli göçmenleri gönderme harekatına çok yakın gelecekte başlanaca­ğından haber vermektedir.

1948 yılındaki "Sincan Gazetesi" Çinliler'in Doğu Türkistan'da genel nüfusun yüzde dördünü teşkil etti­ğini yazmasına rağmen 1985 tarihinde Çinliler'in Do­ğu Türkistan'daki nüfusu yüzde kırksekiz olarak ilan edildi. (1949 yılından beri Doğu Türkistan'a "Üretme ve geliştirme ordusu" adıyla getirilerek yerleştirilen al­tı ile on milyon arasındaki nüfus ve Çin'in Türkistan'­daki resmî ordusunun sayısı bunun dışındadır.)

Şu anda, Çin komünistleri iç kesimlerdeki halkı, Do­ğu Türkistan'a göç ettirmek için çeşitli tedbirler almak­tadır. Doğu Türkistan'daki Çin hükümeti de türlü sebebler ile Çin'in iç kesiminden kitleler halinde insan getir­mektedir. Petrol arama bahanesiyle Karamay, Kuçar, Poskam, Urumçi gibi şehirlere ve Tarım vadisine yüzbinlerce Çinli yerleştirildi. Urumçi-Böğürtala arasında­ki demiryolu yapımı bahane edilerek bu bölgeye yine onbinlerce Çinli yerleştirilmiştir. Altay dağlarındaki al­tın varlıkları, kendiliğinden Doğu Türkistanlılara akıp gelen Çinli serseri ve gangasterler tarafından yağma­lanmaktadır. Şehir yapımı bahanesiyle Doğu Türkistan'­ın bütün şehirlerine yüzbinlerce Çinli inşaat işçileri ge­tirildi.Bu işçiler yaptıkları apartmanlarda öncelikle kendileri yerleşmektedirler. Hatta, Çin'in iç kesimindeki ha­pishanelerde bulunan tutuklu ve hükümlüler bile Doğu Türkistan'a getirilmektedir. Bütün Çin Doğu Türkistan'ı damarlarından sömürmektedir.

Çin'den gelirken, Çinli göçmen ve tutuklularla dop­dolu olan trenler, Türkistan'dan dönerken Doğu Türk­istan'ın petrol, altın, kömür ve diğer madeni zenginlik­leri ile birlikte buğday, pamuk ve meyva dolu olarak Çin'e gitmektedir

Türkistan Türkleri, sadece köylere kapatılıp, Çinliler için tarım ürünleri yetiştirmek ve tarla çalışmalarına ma­ruz bırakılmaktadır. Şehirlerde yaşayan Türkistanlılar ise, işsiz kalarak yoksulluğun acısını çekiyor. Eğitim ya­şındaki genç çocuklar, okulsuz kalarak işsizler kitlesi­ne katılmaktadır.

Çin'in iç kısımlarındaki ayakkabıcı, terzi, marangoz ve diğer el sanayicileri Doğu Türkistan'a sel gibi akıp en küçük köylere kadar yerleşmekte. Dolayısıyla Türk­istan'daki millî el sanayi yok olma tehlikesi ile karşı kar­şıya kalmaktadır. Urumçi ve diğer şehirlerde otellerde yerleşerek yeni pazarlar açmakta olan Çinliler Çin hü­kümetinin desteği ile Türkistanlı tüccarların ticaret yol­larını ve kazançlarını kesti. Kendi topraklarında çıkış yolu bulamayan Türkistanlı tüccarlar, Çin'in Guangcou, Şanghay ve Pekin gibi şehirlerine gidip yeni ticaret yo­lu aramaya mecbur kaldılar. Fakat tüccarlar her zaman Çinliler tarafından yağmalanmakta ve hatta öldürülmek­tedir. Şu anda Çin'in Guangcou şehrinde binden fazla tüccar bir iftira üzerine hapiste yatmaktadır. Hapiste iş­kence yüzünden ölenlerin cesedi ise Guangcou'da pa­ket halinde duruyor. Guangcou'da hükümetin Oteller Türkistanlılara yer vermesin, taksiler de Türkistanlılar "taşımasın" diye emir çıkartması üzerine sadece tüccar­lar değil, seyahat ve hükümet hizmeti için adı geçen Çin şehirlerine gelen Türkistanlılar kalmak için otel bu­lamadan, gecelerini sokaklarda geçirmeye mecbur ol­maktadırlar.

Çin hükümeti, Türkistan da "Sincan eski tarihten beri Çin toprağıdır. Uygur, Kazak, Kırgızlar Türk nesli de­ğildir. Türk başka bir millettir. Sizler de başka başka milletlerdensiniz" şeklindeki propagandalarını her gün durmadan yapmaktadır. "Biz Türküz" sözünden Çinli­ler o kadar korkuyor ki 'Ben Türküm" diyen çok sayı­da" kimseleri hiç sorguya çekmeden kurşuna dizmişler­dir. 1970 yılında bir gün içinde 74 Türkistanlı kurşuna dizildi. Bunların çoğunun günahı ise "Biz Tüküz" de­miş olmaları veya bu düşünceyi desteklemeleriydi. Doğu Türkistanlıların Türk olduğu bütün dünyaca bilinirken onlar, kendilerini "Biz Türk evlatlarıyız" demek hakkın­dan mahrumdur.

Doğu Türkistan'daki Türkler'in tamamı müslümandır. Fakat İslâm dini kırk yıldan beri Çin komünistlerinin hi­civ ve hakaret nişanesi olmuştur. Allah'a, Peygambe­rimize, İslâm dinimize ve milletimize yapılan türlü ha­karetlere dayanamayan Türkistanlı Müslüman Türkler, Çinliler'le defalarca kanlı çatışmalara girmiştir. Kendi­lerinin sıcak kanlarıyla din, izzet ve namuslarını koru­maya çalışmışlardır. Son on yıldan beri Çin hükümeti dış politika, diplomasi ve dünya müslümanlarına ihti­yacı yüzünden şeklen dinî serbestliğe izin verip, müslümanların sadece namaz kılmasına ve camilerde imam­ların Çin komünistlerinin propagandasını yapmasına müsaade etti. Ama gerçek islâm yolunu teşvik eden müslümanları ve müslümanlarm hürriyetini isteyenleri hapislere atmakta, orada yoketmektedir.

Kızıl Çin'de on yıldan beri iç ve dış politikada kendi halkı için yararlı olan bir sürü yenilikler olmuşsa da, Mao'nun asimilasyon siyaseti geçmişteki vahşiliğini Müs­lüman Türkler adına korumaya devam etmiştir. Meyda­na gelen tek değişiklik ise, Doğu Türkistan'a gelen Çinli göçmen sayısının coğalmasıdır. Böyle bir amaç ile Çin yönetiminin önde gelenlerinden Deng Şao Ping, Van Cen'ler arka arkaya Doğu Türkistan'a gelerek buraya gene ne kadar Çinli'yi yerleştirebileceklerini araştırdı­lar. Bunlar Türkistan'a geldiklerinde Çinliler'le azınlık­lar arasındaki birlik hakkında yeterince konuştu fakat, millî beraberlik ve milletler arasındaki eşitlik hakkında tek kelime bile söylemediler.

Zulüm, hakaret ve alay edilişlere dayanamayan Do­ğu Türkistan halkı, üniversite öğrencileri ve işsiz genç­ler 1980'den I988'e kadar olan zaman içerisinde Urumçi, Aksu, Kaşgar, Hotan, İli, Böğürtala ve Kumu vila­yetlerinde ondan fazla protesto yürüyüş ve nümayiş yaptılar. Hala Pekin, Şanghay'da okumakta olan Türk­istanlı öğrenciler de gösteri yaparak Türkistan halkına destek gösterdi. Kaşgar vilayetine bağlı Feyziavat, Kar­gılık nahiyelerinde gençlerin silahlı protesto hareketle­ri oldu. Ancak bu hareketlerin hepsi düşmanın acıma­sızca bastırısına uğradı. Fakat halk, atom gücüne sa­hip olan ve bir milyar nüfuslu güçlü düşmanı önünde kendisinin mevcut olduğunu sergiledi. Bütün Türkistanlılar'ın kalbinde hürriyet ateşi alev alev yanmaktadır. On­lar diz çöken, boyun eğen cinsten olmadılar.

Yukarıda yazdıklarım sadece bir giriştir. Allah-u Te-âlâ izin verirse bundan sonraki mektuplarımda her bir alan ve her bir mesele hakkında tek tek bahsedeceğim. Milletim güçlü ama, insafsız düşman elinde zulüm ve hakaret içerisinde yaşamaktadır. Ey hürriyet içinde ya­şayan Müslüman Türk kardeşler! Hor görülmekte olan Doğu Türkistanlılar, sizin; "Siz bizim kardeşimizsiniz, siz daha unutulmadınız" demenize muhtaçtır.

 

Ana Sayfa

aturan2003@yahoo.com

Taklamakan Uygur Neşriyat Tüm Hakliri Saklıdır

 All Rights Reserved Taklamakan Uyghur Publishing 2007 --- 2009 http://www.uyghurweb.net