|
M.Emin HEZRET
Doğu Türkistan'da islâhat bahanesi (2)
Geçen haftaki yazımızda Çin'in kalkınmaya yönelik yeni iktisadi
politikalarını müstemlekesi olan Doğu Türkistan'da uygulamaya koyduğunu
ve bunun aynı zamanda Türkler'i asimile etme politikasıyla birlikte
uygulandığını anlatmıştık. Bu haftaki yazımızda ise aynı mevzuyu
örneklerle açıklamaya çalışacağım.
Fabrikaların başkanları işçileri idare etmek, işçileri görevden almak,
bir başka göreve atamak gibi hukuklara sahiptir. Çin Reform Enstitüsü
tarafından verilen bu hukuk, Çinliler tarafından suistimal edilmiştir.
Doğu Türkistan'daki Çinli olan fabrika başkanları bu kanunu fırsat
bilerek, fabrikalarda çalışan az sayıdaki Türkistanlılar işten
çıkarmakta ve böylece kendi topraklarında Müslüman Türkler'in
fabrikalarda iş bulma şansları da engellenmiş olmaktadır.
Bu konuda örnekleri çoğaltmak mümkündür. Meselâ D. Türkistan'ın
güneyinde Hoten vilayetinde bir milyondan fazla insan yaşamaktadır. Bu
denebilecek bir tek "Hoten İpek-Pamuk Dokuma Fabrikası" vardır.
2000'den fazla işçinin çalıştığı bu fabrika da işçilerin % 80'nden
fazlası ise Çinlidir. 1988 yılı ilkbaharında bu fabrikanın başkanı, bu
kadarla yetinmeyerek işçi sayısını artırmak için Tarım vadisindeki
tarlalarda çalıştırılmak üzere Çin'in içlerinden 400 Çinli'nin Doğu
Türkistan'a getirilmesi kararını almıştı. Halbuki Hoten'de yalnızca
yüzlerce lise mezunu işsiz Türk gençleri bulunmaktaydı. Sokaklarda
işsiz dolaşan binlerce Türk vardı. Buna rağmen yine Çinli işçi alınması
konusunda ısrar devam edince bölgedeki halkın tepkisi büyüdü. Hoten
şehrinin valisi olan Abdulgaffur, bizzat fabrikaya gitmek zorunda
kaldı. Türk Vali, fabrika başkanından alınan karardan vazgeçilmesi ve
fabrikaya Türk işçilerinden alınması için ricada bulunmuştu. Ancak
Çinli fabrika başkanı, amiri olan şehrin Valisi'nin ricasını reddetti.
Çünkü Vali bir Türk'dü. Bu red olayını kendisine ve makamına bir hakaret
olarak kabul eden Vali Abdulgaffur öfkelenerek durumu başkent
Ürümçi'deki Yerli Hükümet yetkililerine telefon ile aktardı. Hükümetteki
Türk yöneticisi ise, mesele Çinlilerle ilgili olduğundan çekinerek,
problemi Eyalet jHükümeti'hin Başkan Yardımcısı olan Çinli Huvang
Bavcang'ın halledebileceği cevabını verdikten sonra Vali Abdulgaffur,
Huvang Bavcang'a durumu aktardı. Çinli yönetici nin Vali'ye verdiği
cevap ise aynen şöyle olmuştur:
"Sizin fabrikaların işlerine karışmamanız gerek, istediği yerden işçi
getirmek, istediği işçiyi almak veya çıkarmak, fabrika başkanının
yetkilerindendir..."
Görüldüğü üzere bir Çinli fabrika müdürünün değeri koskoca Vali'den
üstün tutulmaktadır. Müslüman Türk olan bir Vali'nin, fabrika müdürü
karşısında hiçbir değerinin olmadığı Doğu Türkistan'da adalet ve
eşitlik mefhumlarından, insan haklarından söz etmenin komik bir olay
olduğu bu örnek ile ispat olunmaktadır,
Bu cevap karşısında Vali'nin ümitsizliğe kapılması, Hoten'deki Türk
gençlerini öfkelendirdi. Hoten şehrinin Karakaş kazasında şehrin bütün
duvarla-rıriâ^Çthlfter TŞftfhtotai^tençU^m..;", "ÇirtflfefaeH intikam
alalım" gibi sloganlar yazıldı. Halk galeyana geldi. Bunun üzerine
Çin'in Doğu Türkistan'daki 1 .nci derecede yetkili yöneticisi olan Vang
En Mav, halkın isyanını bastırmak için özel bir uçak ile Hoten 'e
gelerek, olay çıkaran bütün Türk gençlerini tutuklattı. Ardından Doğu
Türkistan'daki Çin Hükümeti, "-fabrika yöneticileri, ülke dışından işçi
getirme hukukuna sahiptir" yetkisini kanunlastırdı. Bu kanunun
çıkmasıyla birlikte, Çinliler'in idaresinde olan bütün fabrikalar akın
akın Çin'den işçi getirmeye başladı. Diğer yandan kendi topraklarından
binlerce Türk işsizliğe mahkûm edildi. Binlerce aile açlık tehlikesiyle
baş başa kaldı. Onlarca işçi intihar etti.
Meselâ 1986 yılında Ürümçi'de evinde kendini asarak intihar eden 50
yaşındaki bir Türk işçinin ölmeden evvel yazdığı vasiyetnamesinde şunlar
yazılıydı;
" Ben, çok küçükken annesini kaybeden oğlumu yetiştirerek okutmaya
çalıştım. 10 yıl eğitim gören oğlum, okuldan sonra iş bulamadı. 6 sene
issiz dolaştı. Başvurmadığımız hiçbir fabrika kalmadı. Gittiğimiz her
Mwkada, "boş orun" yani "boş yer yok" cevabını aldık. İşsiz oğlum, gönül
verdiği kız ile de evlenemedi. Benim de oğlumu evlendir-rnej^jpkântm
olmadık oğluma yer boşaltmak için, kendjml asarak feda ediyorum.
Çalıştığım fabrika müdüründün ricam şudur ki; benim boşalan yerime
oğlum işe alınsın.
Dünyayı ve tüm canlıları yaratan Allah'ım. Ben günahkârım. Günahımı
affet. Oğlum sen de beni
affet.
İşte 20 milyon müslüman Türk'ün hayat mücadelesi verdiği Doğu
Türkistan'da böyle bir gerginlik hüküm sürmektedir. Kendi topraklarında
milyonlarca soydaşımız, işgalci Çin Hükümeti'nin adaletsiz baskısı ve
sömürüsü altında, açlıkla mücadele ederek hayatta kalmaya çalışmaktadır;
Ey hür, erkin yaşayan Türk kardeşlerim, tüm dünyadaki Müslüman
kardeşler... İnsan haklarına sahip, insan haklarını koruyan adaletsever
insanlar...
Horluk ve zulüm içerisinde ah çeken Doğu Türkistanlılar sizlerin "Biz
sizlerin kardeşiniziz, sizler unutulmadınız..." diyen sedalarınıza
muhtaçtır.
|