English

Türkçe

 

عربي

ئۇيغۇرچە

 

 

Erciyes Üniversitesi

Yayınları No.25

 

DOĞU TÜRKİSTAN’IN

 

 

(DÜNÜ VE BUGÜNÜ)

 

 

 

TERCÜME: MEHMET CANTÜRK

 

 

 

KAYSERİ-1991

ÖNSÖZ

 

 

 

         Elinizdeki şu kitapçık en eski Türk yurtlarından olan Doğu Türkistan’ı dünü ve bugünüyle tanıtmak gayesiyle hazırlanmıştır.İçerisinde bu anayurt parçasının zanaatı,ticareti,ekonomisi ve coğrafyası yer almakta,ayrıca tarih içerisinde uğradığı istilâlar ve  bunlara karşı oradaki öz kardeşlerimizin pek çok mahrumiyetler ve entrikalar içerisinde mücadeleleri anlatılmaktadır.Dünyanın sosyal buhranlarla çalkalandığı şu günlerde oradaki kardeşlerimizin çektiği sıkıntılar,ibret dersi verecek sahnelerle doludur.

          Bu eser,Mısır’da Dâru’l-Envâr matbaasında basılmış olan tarihsiz Arapça yazılı aslından Doğu Türkistan Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Mehmet CanTürk tarafından tercüme edilmiştir. Mütercim hâlen Erciyes Üniversitesi İlâhiyat Fakültesi Kütüphanesi’nde hizmetlerine devam etmektedir.Daktilosu ve tashihleri ise Türk Dili okutmanı Mustafa Asian tarafından yapılmıştır.

         Kitabın yazarı Mehmet Emin Buğra Han,Doğu Türkistan’ın kuzey taraflarından yer alan Hoten,Kaşgar ve Yarkent vilayetlerindeki milli müdafaanın gözü pek lideridir.Aynı zamanda müderrislik yapmış kıymetli bir alimdir.Doğu Türkistan’ın eski genel valisi ve Şarki Türkistan kurtuluş partisinin de başkanıdır.

         Yıllardır hürriyet ateşi ile gönülleri dağlanan ve şu günlerde yavaş,yavaş bağımsızlıklarını kazanmakta olan çeşitli Türk illerinin bu yönde attıkları her adım,Doğu Türkistan için beslenen ümitleri arttırmakta,onlarında istiklâl mücadelesini kuvvetlendirmektedir.

            Doğu Türkistan’ın Coğrafi Konumu:

Doğu Türkistan 73.-99. boylamları ile 35.-44. enlemler arasında bulunan geniş topraklara sahip bir ülkedir.Doğudan Çin ve Moğolistan,Kuzeyden Batı Türkistan,Batıdan Afganistan ve kısmen Batı Türkistan,Kuzeyden Keşmir ve Tibet’le komşudur.Çinliler kendi dillerince Sinkian demektedirler.Bu «yeni topra» «yeni müstemleke» manasındadır asıl ismi ise DOĞU TÜRKİSTAN’DIR.

Yüzölçümü ve Yüzey Şekilleri:

Doğu Türkistan’ın yüzölçümü resmi kaynaklara göre 1.760.000’dır km2’dir.Bunun yarısından çoğunu kumsallar ve karlı dağlar ki buralarda pek bitki yoktur.Kalan kısmı ise soğuk dağ eteklerinden ibaret olup hayvan otlamaya elverişlidir.Etkin tarlaları ve bağlar ise engin ovalarla akarsu boylarında yer alır.

 Nüfusu:

Resmi istatistiklere dayanmakla birlikte nüfusu 30.000.000 civarındadır ve bunların tamamı Müslüman Uygur Türeleri’dir.Bölgenin asil hasipleride bunlardır.Bunlardan başka Çin’li göçmenler ile Kara şehir ve Manas etrafında yerleşmiş Moğollarda vardır.

İklimi:

Doğu Türkistan,dünyanın mutedil bölgelerinden sayılmakla beraber dağlık bölgeler ve kuzey tarafları oldukça soğuktur.dağlık bölgelere kar ve yağmur çok yağar.Düz ovalarda ise yağışlar azdır.          

Ekonomik Durum:

Doğu Türkistan bir tarım bölgesidir. Buğday,arpa,pirinç,darı ve benzeri gıda maddelerinin tümü;ayrıca pamuk ve yağlı hububat yanında çeşitli meyveler de yetiştirilmektedir. kendi sâkinlerinin gıda ihtiyacını karşıladığı gibi,dış ülkelere de ihracat yapabilmektedir.Bu bölgede Türk boylarından Kazak ve Kırgızlar hayvancılıkla meşguldürler.Resmi istatistiklere göre 20.000.000 büyük baş hayvancılık bulunmaktadır.

Zenaat:

Zenattlarin hepsi el ile yapılan cinstendir.Sadece 1 pamuk ve 1 de  deri fabrikası varıdır.El tezgâhlarında dokunan ipekli dokumalar ve seccâdeler bunların başında gelir.Tamamı ihraç edilir.

Ticaret:

Doğu Türkistan ahalisinin bir kısmı dış ticaretle meşguldür.ihrâcât yapılan ülkelerin başında Hindistan,Pakistan,Çin ve Rusya gelir.Pamuk,yün,deri,karıda zikredilen ülkelere ihraç edilen malların önemlileridir.Bu ülkelerden de kumaş,makine,şeker,çay,ilaç ve boya gibi ihtiyaç maddeleri satın alınmaktadır.Bahsettiğimiz ticaret de devlet eliyle değil,bu ülkelerden gelen tüccarlarla Doğu Türkistanlı tüccarlar arasında yapılmaktadır.

Madenler:

Doğu Türkistan Asya ülkeleri arasında kıymetli madenler yönünden başta gelir.Bu madenler arasında gümüş, altın, uranyum, volfram, plâtin, petrol, demir, kömür, kükürt ve bakır sayılabilir. 1940’lı yıllarda Ruslar doğu Türkistan’daki uranyum,volfram ve petrol madenleri ülkelerine alabildiğine taşımışlardır.

GEÇMİŞ TARİHİ

Binlerce yıldan beri ıssız kalan çöllerin ve kumsalların altından çıkarılan eski eseler,Türkistan’ın tarih öncesinden bu yana yeşilliklere ve mamur şehirlere sahip olduğunu  göstermektedir.Tarihçilerin ve eser sahibi araştırmacıların ortak kanaati de bu toprakların tarihin doğusundan  bu yana Türk boyunun yerleşim yeri olduğu doğrultusundadır.Bunlar köy ve şehir halkı hanlıklar şeklinde hükümet teşkilatları vardı.M.Ö 13.asırdan itibaren ise büyük devlet sıfatıyla  bu hanlıkların birleşikleri görülür. Bu Hintlilerce “TRUŞKA” İranlılarca “SAKA” ve yunanlılarca “İSKİT” diye bilinen Türk devletidir.M.Ö 5. asırda bu devlet zayıflamış,yine bir takım hanlıklara bölünmüştür.İskender’in istilâsı ile bu parçalanmalar daha da artmıştır.M.Ö 158 senesinde Doğu Türklerinden “HUN DEVLETİ” Çinliler üzerinde galip gelerek ortaya çıkınca bütün bu hanlıklar top yekûn  Hun Devleti’ne itaat etmişlerdir.M.S 45 senesinde Hunlar birbirine düşman iki devlet şeklinde parçalanınca bu,Çinliler için büyük bir fırsat oldu ve iki Hun devletinin üzerine gözleri dönmüş bir şekilde hücuma başladılar. M.S 93 senesinde de Türkistan’ı resmen istilâ ettiler.Çinlilerin bütün hilelerine rağmen,32 sene devam eden bu harp Kanık Han’ın imdâda yetişmesiyle sonuçlandı ve Türk hakanı Bumin Han,555 senesinde Tatar Devletini kendine ilhak edince Türkistan hükümdarları (hanları), ona itaat ettiler.Bu devlet de 610 senesinde yok oldu.Bu sebeple Çinliler 22 sene müddetle Türkistan’ı emirleri altına aldılar.Daha sonra Türkistan hükümdarlarıyla Tibet Hükümdarı yeminleşerek Çin ordularını kovdular ve istiklâllerini kazandılar.650 senesinde İlteriş Han başkanlığında Türk devleti ikinci defa,Türk hanlıklarını kendine itaata mecbur tuttu ve buda 718 senesinde inkıraza uğradı.İslam ordusuna karşı Batı Türkistan’ı müdafaa etmekle meşhur Han Türkeş (Solu Han)’in başkanlığı altında istiklâllerini  tekrar kazandılar.748 senesinde Han Türkeş öldürülünce Türkistan hanlıkları arasından ihtilâf meydana geldi.Çinliler bu fırsatı da değerlendirdiler ve Türkistan’ı 758 senesinde tekrar istilâ ettiler.Bunun üzerini de Türk hanları da Çin’e karşı birleştiler ve meşhur Ebâ Müslim Horasanî’den yardım istediler.O da Arap komutan Zeyyad İbni Salih komutasında 20.000 kişilik bir orduyla yardıma koştu.Hicri 146,miladi 764 senesinde Çinlileri alabildiğinde kırdılar.Türkistan istiklâline kavuştu.Abbasi halifeleri ve Türkistan hanları arasında dostluk ve alakâ kuruldu.Batı Türkistan ulemasının davetiyle İslamiyet Türkistan’da yayıldı.Miladi 9,asrın başlarında Doğu Türkistan hanları Kaşgar Han’ın bayrağı altında birleştiler ve Karahanlı devleti teşekkül etti.Büyük Alim Ebü’n Nasr Sâmani’nin 332 hicri senesinde teşebbüsüyle Satuk Buğra Han İslamiyet’i kabul etti.Bundan sonra Satuk Buğra Han savaşlarıyla İslâmiyet bütün Türkistan’da yayıldı.İki oğlu Musa Buğra Han ve Harun Buğra Han da babalarının yolunda gittiler.batı Türkistan’ı kendi ve toruncu Yusuf kadir han’ın topraklarına ihlal ettiler.Sibirya,iç Moğolistan ve Çin’e kadar  uzanan topraklardaki bütün Türk boyları islamı yaymak ülküsünü gönülden benimsediler.Bölge müstakil kaldı.1032 senesinde 5 devir Türk hakimiyeti İslam kültürünü ileri götürmek  suretiyle hüküm sürdü.Bu uzun müddet zarfındaki hadiseleri beyan etmeye kalkarsak söz uzar.Ancak,bu devirde Doğu Türkistan’ın Altın devri demekle yetiniyoruz.Doğu Türkistan için buna benzer bir devir ne önce yaşanmıştır,ne de bundan sonra da yaşanacaktır.

Hicri 1178 senesinde Çinliler yeni bir fırsat kollayarak Doğu Türkistan’ı istila ettiği vakit yıkım,kan dökme ve duraklama devri  başlamıştır.Zira Çin ordusu yurdunu müdafaa eden ve dini haklarını koruyan insanlardan 1 milyon 100 bin kişiyi katletmiş,22 bin kişiyi de Çin’e sürgün etmiştir.bu husus Pekin’de mevcut bulunan resmi kaynaklarda da mevcuttur.Medreseler kapatılmış, ulema öldürülmüş ve halk arasında nüfuzlu kişiler ortadan kaldırılmıştır.Topraklar Çinlilere ve onlara yataklık eden hainlere pay edilmiş,bundan daha kötüsü Çinli istilacılar yerli halkı giyim-kuşam ve konuşmada Çin’i taklide mecbur tutmuşlardır. Bundan maksatları milli ve dini şuuru imha etmektir ki bunların her ikisi de vatan müdafaasının temelini teşkil eder.Yine bu iki değer kölelik ve müstemlekecilik aleyhine ayaklanmasının da esasıdır.

Doğu Türkistan ahalisi bu mezalim karşısında zaman,zaman ve ölüm kalım mücadelesini şerefle devam ettirdiler.Bu mücadele 1370 hicri senesinde Çin Ordusu Doğu Türkistan’dan sürünceye kadar devam etmiştir.Ondan sonra büyük bir İslam devleti teşekkül ettirilmiş o devleti Osmanlı imparatorluğu (Sultan Abdülaziz),İngiliz hükümeti ve Rus çarlığı tanımışlar;hatta Çin’in zalim idarecilerinden tahribatımı telafiye çalışmışlardır.Talihsizliğe bakın ki Yakup Han aniden vefat etmiş,evlatları arasında taht kavgası başlamış hudutta zaten böyle bir fırsat gözetleyen Çin ordusu Türkistan’ı tekrar işgal etmiştir.Hudutlar korumasız veliahtlarda taht ve makam kavgasında iken Çinliler hiçbir zorlukla karşılaşmadan Doğu Türkistan’ı ele geçirmişleridir.Bu defa Çin’in siyaseti önceki istilalardaki siyasetinden bambaşka olmuştur.Çünkü siyasetini korkutma ve tehdit yerine hile ve vatan sevgisini körelemeye yöneltmiştir.Geçmişte yaptığı haksızlıklar konusunda bazı itiraflarda bulunup suret-i haktap görünerek ulemâ,şeyh ve zenginliklerin kazanmayı hedef tutmuştur.Şer’î mahkemeleri serbest bırakmak,nüfuzlu kimselere makam ve mansıp vermek ile ticaret serbestliği de bunlar arasındaydı.Bu oyunlara kanan zavallı büyükler düşmanı güçlendirmekten başka hiç bir fayda da elde edememişlerdir. Çünkü siyasî bir harekete girişeni ya ibret-i âlem olacak bir cezaya çarptı­rıyor,ya da ispiyonculuk yaptırıyordu. Kendilerine kar­şı koyabilecek kişileri ya öldürüyor ya da sürgün edi­yorlardı. Bu sebeple dünya ilim nurlarıyla aydınlanıp hürriyet izzetiyle yaşayarak yabancı boyunduruğundan kurtulmuşken, Doğu Türkistan ahalisi cehalet çuku­runda ve esaret zilletinde kalmıştır.

Doğu Türkistan'ın mücahit liderlerinden merhum Mehmet Emin Buğra Han'ın bu konudaki fikirlerini dinleyelim :

«Doğu Türkistan 1932 yılında baştan başa ayaklan­dı. Ben Hoten ve Yarkent bölgelerindeki ayaklanmanın lideriydim. Başkent Urumçi'den başka bütün şehirler bizim elimize geçmişti. Cumhuriyet şeklinde muvakkat bir hükümet kurmuştuk. Hemen,hemen hükümet mer­kezi Urumçi'yi de ele geçirecektik. Çin hükümeti o sı­ralarda çok çetin bir işle meşguldü. Zira komünist çete­ler Çin'de zorlu bir ihtilâle girişmiş, Japonların Çin'e saldırısı da kesinlik kazanmıştı. Bu sebeple Çin hükü­meti Doğu Türkistan ayaklanmasına karşı hiç bir şey yapmaya kadir değildi. Önemli bir tehlike baş gösterdi. Yanı başında müstakil bir devlet kurulmasından dola­yı Rusya'nın korkusu. Zira Doğu Türkistan Türkleri­nin istiklâlinin Rus esareti altındaki Batı Türkistan'a örnek olması onlar için büyük bir tehlikeydi. Çünkü her iki Türkistan’ın ahalisi de bir tek dine ve bir tek kültüre sahipti. Bir tek dille konuşuyorlardı: TÜRKÇE. Bu sebepten Ruslar, Doğu Türkistan'daki Millî hareketin Ba­tı Türkistan'a sıçramasından korkuyorlardı. Rusların Doğu Türkistan’daki millî harekete müdahalesinin sebe­bi de buydu. Doğu Türkistan’ın tabiî zenginlikleri de uzun zamandan beri zaten istilâ emellerini tahrik edi­yordu. Bundan dolayı Doğu Türkistan'ı istilâ için fırsat kolluyorlardı. Ne zaman ki Ruslar Doğu Türkistan konusunda Çin'i eli ayağı bağlı gürdü, avın tuzağa düştü­ğünü .hissetti. Derhal Ürümçi’de muhasara altında bulu­nan Çinli komutana yardım etmek teklifinde bulundu. Komutan da bunu şükranla kabul etti. Bu sebeple Rus ordusu uçaklarıyla, tanklarıyla her taraftan Doğu Türkistan’a girmeye başladı. Büyük çarpışmalar sonunda ayaklanmaları bastırdı ve Doğu Türkistan'ın bütün si­yasî ve ekonomik hayatını eline geçirdi.»

RUS MÜDAHALESİNDEN MÜŞAHEDE ETTİĞİM HADİSELER

Genel vali Cin Şurin, Rus hükümetinin yardım tek­lifini kabul etti. Kendisi aynı zamanda Türkistan'daki Çin ordusunun da komutanıydı. Ruslarla bir kaç mad­delik bir muahede imzaladı. Bu muahedenin en önemli iki maddesi şunlardır :

1— Petrol ve maden yatakları dahil Türkistan'da­ki bütün tabiî zenginlikler Ruslara teslim edilecek.

2— Türkistan’ın bütün ticareti Rusların kontrolün­de olacak.

Buna karşılık olmak üzere Ruslar Çinlilere 10 uçak, bir kaç tank ve çok miktarda silâh vereceklerdi.

Ruslar,Çin merkezî hükümeti razı olmadığı takdir­de Cin Şurin'in bu muahededen cayabileceğin de tahmin etmiyor değildi. Çünkü Cin Şurin komünist Değil­di, O zaman Sin Si Şey, bir ihtilâlle Cin Şurin'i al aşağı etti. Sin Si Şey komünistti. Cin Şurin,Çin'e doğru çekil­di, yerine Sin Si Şey geçti. Ruslar, Rus ve Çin askerle­rinden meydana gelen,iki fırka teşkil ettiler.Çin fırka­sını daha önceki Çin - Japon savaşından Rusya'ya kaçan Çinli askerler meydana getiriyordu. Bu iki fırkanın be­raberinde çok sayıda uçak ve. tank da vardı. Rus kuvvet­leri yurt içindeki ayaklanmaları bastırdıktan sonra adı geçen Çin fırkası Sin Si Sey'in askerleriyle birleşti. Rus fırkası da Çin hududuna yakın bulunan Kumul şehrine yerleşti. Bu ise Doğu Türkistan ve Çin alâkasını kes­mek içindi. Bahsettiğimiz gibi, baştaki kukla idarecile­rin de bilgisi dahilinde olmak üzere Rus askerleri bütün devlet dairelerini gayri resmî olarak idaresi altına aldı. Şöyle ki: Her daireye «müşavir» veya «mütehassıs» adıyla bir Rus tayin edildi. Rus generallerinden Malin-kof ve Fidin, genel vali Sin Si Sey'e müşavir oldular ki hükümet işlerinde istedikleri gibi tasarruf etmek hakkı­na sahiptiler. 'General Rabalkin ve general Kot sof Kaşgar'da askerî müşavirlik yapmaya başladılar. General Diyokof Aksu vilâyetinde askerî müşavir oldu. General Isçif, general Sefranof ve 20 Rus zabiti Harp Okulların­da ve Ürümçi’de askerî dairelerde hasta hanelerde, ulaşım merkezlerinde, Bayındırlık teşkilatında ve pet­rol işletmelerinde yerleştiler. Bunların başlarında dok­tor Corafilof ve doktor Libin bulunuyordu. Sivil polis memurlarının da sayısı epey fazlaydı. Başlarında Mev-lânof, Abdülkadir, Hâşim ve Said adlı ajanlar bulunu­yordu.Bunlar bütün Doğu Türkistan şehirlerinde gizli polis teşkilâtını kurdular ve Rusya'dan gelen gazete ve mecmualar dağıtılmaya başlandı. Mahallî gazetelerin başına da Rusya'dan gelen komünist yazarlar yerleşti­rildi. Bunlar arasında Mensur ve arkadaşları ile Taş­kent, Fergana ve Kazan halkından oluşan grup başta gelmekteydi. Orta ve yüksek öğretimdeki eğitim-öğre­timleri işleri bunların  elindeydi. Yerli memurlar işlerini âmirlerin  amirlerine göre yapmak mecburiyetinde idiler. Bu manzara karcısında Türkistan halkı general Abdülniyaz  önderliğinde 1937'mayısında ayaklandı. Bu kıyam eylül ayına kadar devam etti. Rusya'dan korkunç bir hava saldırısı başladı. Yağdırılan bombalar tüyler ürpertici marazalar meydana getiriyordu.

Milletimin bu komünistlerin elinde çektiği   eziyet­lerden bazılarını aşağıya alıyorum :       

l- Yerli memurlardan binlercesi hapsedildi. Bun­ların çoğu Alman ve Japon sempatizanlığı veya kapita­list düzen taraftarlığı ithâmıyla öldürüldü. İşin gerçeği ise bunların komünist mezâlimi aleyhinde tavır koyma­ları ve yapılan işkencelerin hafifletilmesini istemele­riydi. O şehitler arasında Genel Vali Muavini Hacı Hoca Niyaz, Bayındırlık Bakanı Yunus Bey, Talim Terbiye Veziri Molla Abdullah Jandarma Komutan Yardımcısı Kurban Niyaz, Altay bölgesinin Hâkimi Şerif Han Töre ve daha niceleri vardı.

2- Din âlimlerinden, kültürlü gençlerden, büyük tüccarlardan ve çiftçilerden meydana gelen 300 bin kişi hapsedildi. Bunların, da yaklaşık 100 bini hapishane içinde öldürüldü. Şeyh Sabit Damolla, Şeyh Nizâ meddin, Şeyh Muhammed Dursun, Seyyid Ömer, Seyyid Hüseyin, Seyyid Durdu, Hacı Kurban, Seyyid İslâm ve emsali daha birçok zevat bunlar arasındadır.

3- Zengin ailelerden 10 bin kişinin mal ve mülkleri müsâdere edildi. Kazak kabileleri başkanı Emir Elen, Moğol kabileleri başkanı Emir Mansur, Hasan ve Hüseyin adındaki ikiz kardeşler bunlardan sadece bir kaçıdır .Komünist sultası zayıflayıp Çin merkezi hükü­meti taraftan bir idare teşkil edildi. Bu hükümet yağmalanan malları sahiplerine iade etmek için 1945'te te­şebbüse geçti. Ben de bu mallan iade komisyonunun basındaydım. O komisyonda 3 sene çalıştım. Müsadere edilen mal ve mülke ait evrakı iyice gözden geçirdim. O malların «kayda geçen bedeli l milyar dolardan faz­laydı. Gayrimenkulları sahiplerine iade edebildim. Bu gayrimenkulların tutarı l milyon dolara yakındı. Ta­şınabilen mal ve nakit paralar ise komünistlerin elinde kalmıştır.

4-Din ve millî kültürümüze verdikleri zarara ge­lince :

 Cami ve medreseleri müsadere ettiler ve kapattılar. Buraları askerî kışla, hububat ambarı veya hapishane olarak kullandılar. Tarih kitaplarını ve millî edebiyatı­mıza ait bütün kıymetli eserlerimizi yaktılar. Şeref timsâ­limiz olan eski yapılarımızı yerle bir ettiler ve komü­nistliği yayan dans kulüpleri kurup buraları «müstemlekecilere karşı savaşanların sesi» diye adlandırdılar. Bütün Türkistanlıları bu kulüplere üye olmaya mecbur tuttular ve kabul etmeyenleri müstemlekecilik sempatisiyle itham ederek hapsettiler.

5 - Dînî tedrisat, millî kültür, Türkçe ve Edebiyat derslerini programdan çıkardılar. Bunun yerine Mark­sizm eğitimi, Çince ve Rusça vs. dersleri yerleştirdiler.

6 - İktisadî zararlar :

Rus mühendisleri Urumçi'deki bir çok büyük doku­ma fabrikasını sebepsiz olarak tahrip ettiler. Çünkü bu fabrikalar Türkistan ahalisinin pek çok ihtiyacını kar­şılayacak ve oradaki Rus fabrikaları zarara uğrayacak­tı.

Ticaret sadece iki şirkete teslim edildi. Bunların bi­ri Rus, diğeri yerli idi. Her ikisi de alış verişini sadece Rusya ile yapmak zorundaydı. Yerli tüccarların işleri tamamen durmuştu.

7—     Komünistler, siyasî suçluları göz altında tut­mak için Ürümçi’de büyük hapishaneler kurdular. Bun­lar 4 büyük bina halinde olup, 20'şer binden toplam 80bin kişiyi içine alıyordu.

Buraya kadar yazdıklarım zavallı milletimin sadece 1933 - 1943 devresinde çektiği eziyetlerdir. Almanlar Rusya'ya hücum ettiklerinde Ruslar, Türkistan'dan çe­kilmek zorunda kaldılar. Bunun yerine Türkistan'a Çin merkezî hükümeti yerleşti. Türkistan'da bulunan Rus sefarethaneleri çeşitli   dolaplar çevirmeye   başladılar. Şöyle ki:

1 - 1944'te İli vilâyetinde büyük âlim Ali Han Töre komutası altında Çinlilere karşı halk ayaklandı.    Rus hükümeti Doğu Türkistan'a müdâhale için bunu fırsat bildi. Ali Han Töre'ye yardım teklifinde bulundu. Ayaklanmalara hürriyet ve subaylarına da askerî eğitim va’d ediyordu. Ali Han Töre de bu teklifi «gelecekte iki mem­leket arasında dostluk kurulması» şartıyla kabul   etti. General   Belin of   general  İshak    ve   general    Kolo­ni!   Mev lânof   başkanlığında   subay   ve   askerî   teç­hizat   yardımında   bulundular.   Bu   ayaklanma   Tarbağatay   ve Altay şehirlerine de sıçradı. Bu    şehirlerde böylece kontrolümüze geçti. O zaman Ruslar    Tür­kistan'a Viladimir Istabanoviç ve Corci Mihaloviç baş­kanlığında siyasî ve idarî elemanlarını soktular. Bunlar da resmî daireleri ele geçirdiler. Ali Han Töre bu sefer Rusya'dan çokça asker ve siyasî kişilerin geldiğini gö­rünce korkup sonucun ciddî tehlikeler doğuracağını fark ederek sulha yanaşmak zorunda kaldı. Bu   anlaşmanın temelinde «Çin gözetimi altında bir seçimle Doğu Tür­kistan mahallî hükümetinin kurulması» vardı. Çin hü­kümeti bu sulhu 1946 mayısında kabul etti ve memleket birazcık sükûnete kavuştu.   Fakat Ruslar üç vilâyetten (İli, Tarbağatay, Altay) askerlerini ve adamlarını çek­memek konusunda ısrar ediyordu. Ruslar Ali Han Töre­yi kaçırdılar. Ali Han Töre'nin hayatta olduğu ve Sibir­ya'ya sürüldüğü haberi yayıldı. Benim oralardan   ayrıl­dığım günlere kadar Rumlar bu vilâyetleri halen ellerin­
de tutuyor; altın, uranyum ve volfram   madenlerinden de faydalanıyorlardı.

2 - Adı geçen üç vilâyet halkını Sovyet tebaası ol­maya zorladılar. Sovyet tebaası olmayan memurları iş­ten el çektirdiler. Hattâ ticaretle uğraşmalarına da ma­ni olup zelîl ve sefîl bir şekilde yaşamaya mahkûm etti­ler.

3— Diğer vilâyetlerdeki Rus sefarethaneleri de 5. Tabur vasıtasıyla şehirlerindeki halkı aynı şekilde zor­ladılar. Ahaliye gizlice «mallan aralarında müsavi ola­rak bölüştürmek» vaadinde bulundular. Mal ve paradan başka bir şey düşünemeyen kişilerden bir çoğu Rus te­baasına girdiler. Geçen Nisan ayında (1945 Nisan'ında) polis müdürünün bana gönderdiği beyanâtı okuduğum­da dehşete kapıldım. Zira bu beyanât sadece Ürümçi’de Rus tebaasına geçenlerin sayısının 6.200 olduğunu gös­teriyordu.

Şu husus da muhterem okuyucuların dikkatinden uzak kalmasın: Geçmiş iki asırdaki müstemleke siyase­tinden daha kötüsü (dikkat buyrulsun) 20. asırdaki Kızıl Çin siyasetidir.

 RUS - TÜRKİSTAN MUAHEDESİ ve BOZULMASI

1946'da Çin hükümeti Sovyetler Birliği'ne iki an­laşma metni sundu. I. si Rusya ve Doğu Türkistan ara­sında ticaret anlaşması, II. si Türkistan ve Rus şirketle­rinin müştereken petrol çıkarma anlaşmasıdır. Buna Rusya tarafından hiç bir cevap verilmemiştir. 1949'da Kızıl Çin komünistlerinin istilâsı Nanking hudutlarına dayanınca, Sovyetler Çin merkezî hükümetine. 3 anlaş­ma metni göndermek zorunda kaldılar:

1- Ticarî anlaşma,

2 - Kıymetli madenler ve petrol şirketlerinin antlaşması,

3 - Rus ve Doğu Türkistan arasında hava taşıma­cılığı anlaşması. Bu anlaşma metninde çok ağır şartlar vardı. Öylesine ki bu ağır şartları değil yeni ve müsta­kil bir hükümet, Çin merkezî hükümeti bile kaldıramaz­dı. Çin merkezî hükümeti kendi zayıflığını göz önün­ de bulundurarak Rusya ile iyi geçinmeye mecbur olduğunu hissediyordu.bu sebeple Sovyet heyetiyle antlaşma metnini hazırlamak için bir komisyon teşkil etti.Ben de Çin heyetinde Türk ahalisini temsil eden bir üye idim.1949 Şubat’ının 10’unda müzakerelere başladık.Tartışmalar Rusların aşağıdaki şartları doğrultusunda devam etti.

Ticaret Üzerine Antlaşma:

1 - Çin Hükümeti Sovyet Ticaret başkanlığına Doğu Türkistan ahalisinden istediği kimseyle ticari muamele yapma hakkını veriyordu.Ticaret bakanlığına da ithâlât ve ihrâcât işlerine serbestti.

2 - Türkistanlı tacirler,Sovyet ticaret bakanlığı ile yalnız Doğu Türkistan topraklarında geçemeyeceklerdi.

Petrol Maden Şirketlerinde:

1 - Gümrük resmiyetleri dahili ticaret resmiyetlerinden fazla olamazdı.Rus mühendisleri petrol ve maden arayıp çıkarmada serbest olacaklardı.

2 - Doğu Türkistan  hükümetinin petrol ve maden gelirlerinden kendine düşen hisselerini Sovyetlerden başkasına satma hakkı yoktu.

3 - Petrol ve maden işletmelerini Rus hükümetinin tayin ettiği iki kişi yönetecekti..

4 - Bu antlaşmaların süresi 5 yıl idi ve iki şirketinde demir yolu kurma, telgraf  ve telefon hattı çekip işleme hakkı vardı.

 Hava Taşımacılığı Üzerine tartışma :

1-Şirketin uçakları Alma ata, İli, Ürümçi, Kumul ve Nanking arasında uçabilecekti.

2 - Şirket başkanı Rusya tarafından tayin edilecek ve Ürümçi’de oturacaktı.

3 - Şirketin hizmet süresi 20 yıllıktı. Ne var ki bu ağır şartlar Doğu Türkistan'ın iktisadî ve ekonomik si­yasetini tehdit ediyordu. Biz de onu zararı bize en   az olacak şekilde değiştirmeye çalışıyorduk. Böylece müzâ­kereler 6 ay sürdü. Rus heyeti her hangi bir şartı hafif­letmeyi veya değiştirmeyi kabul etmiyordu. Çin merkezî hükümetinin resmî bir emriyle Temmuz ayının 10'unda müzâkereler kesildi. Bilâhare bu senenin   haslarında Mao'nun Seyfeddin Hâin'le Moskova'yı ziyareti sırasın­da, Rus hükümeti eski maddeleri kendi istediği şekilde kabul ettirmeyi başardı. Amerika ve Avrupa'nın Mosko­va anlaşmasında gizli korkunç maddeler bulunduğunu tahmin ettiğine yakinen inanıyorum.

KOMÜNİSTLERİN BİZE ve PARTİMİZİN AZALARINA KARŞI DÜŞMANCA HAREKETLERİ

1 - 1945'te Vatan Partisi'ni kurduğumuz zaman Sovyetler bizim aleyhimizde propagandaya başladılar. Halkla bizim aramızı açmak için bir keresinde Amerika ve İngiltere temayülü, bir keresinde de Çin sempatizanlığı ile suçladılar. Bunlar bizim neşemizi kaçınıyordu.

2 - Millî hareketimizin Türkistan'a    yayılmaması için Ürümçi’de bulunan Rus büyükelçisi Çin hüküme­tinden bizi Türkistan'dan uzaklaştırmasını istiyordu.

3 - Doğu Türkistan'daki Sovyet 5. Taburu   çeşitli propagandalarla bizim siyasî hareketimizin yayılmasına engel olmak istiyordu.

4 - Taşkent'te bulunan Rusya radyosu, hakkımız­da «Türk toplumundan olan filân, filân, filân... kişiler pantürkisttir, müstemlekecilerin kuyruğudur» diye yayın yapıyorlardı. Oysa bizim kızıl tehlike karşısında milleti uyarmaktan başka hiç bir günâhımız yoktu.

5— Sovyet 5. Taburu ve Komünist Çin geçen sene başından bu yana kaç kere üzerimize saldırdı. Bu se­beple kendimizi silâhla korumaya mecbur olduk. Vatan partisi azalarının üzerine de kaç defa suikast düzenlen­di.

KOMÜNİSTLERİN YURDUMUZU İSTİLASI VE BİZİM HÂRİCE HİCRETİMİZ

Çin'in kuzey - doğu vilâyetlerinin komutanı general Ma Bu Pan müslümandı. Geçen sene ortalarında Komü­nist kuvvetlerle Ma Bu Pan kuvvetleri arasında çetin harpler başladı. Komünistler Ma Bu Pan kuvvetleriyle savaşmak için yarım milyon asker şevketti. Ma Bu Fan­ın askerlerinin sayısı ise 80 bini geçmiyor fakat benzeri görülmemiş cesaret sahneleri sergiliyorlardı. Sayıları ve teçhizatları az olduğu için Ma Bu Pan'ın kuvvetleri so­nunda yenildiler. Bu sebeple komünistlerin Doğu Tür­kistan'a ordu sevk etmesine hiç bir engel kalmadı. Böy­lece Doğu Türkistan'daki Çin komutanları geçen sene Eylül ayının ortalarında komünist kuvvetlere teslim ol­ma kararını ilân ettiler. Bu durumda dış dünyaya hicret veya komünist işkenceleri altında ölmekten başka çâre kalmamıştı. O zaman biz millî hareketimizi zinde tut­mak için Allah'ın istediği zamana kadar kalmak üzere Hindistan'a hicret ettik. Allah'a hamd olsun zâlimler­den kurtulduk ve Allah'tan nusret ve zafer istiyoruz. Bi­zimle birlikte Hindistan'a hicret eden grup Karakurum, Himalaya ve Karluk dağlarını aştılar. Onlardan 100 ka­darı donarak veya açlıktan yollarda telef oldular. 60 ki­şinin soğuktan dolayı parmaklan düştü. Hindistan'a an­cak 600 kişi varabildi. Bu kadar bir grup da Pakistan'a hicret etti. Allah yardımını esirgemesin.

ŞİMDİKİ KOMÜNİST MEZÂLİMİ

l - Münevver gençler, âlimler ve halkın ileri: ge­lenlerinden binlerce kişi yeni rejime «Demir perde ar­kası» diyor diye 10 ilâ 13 seneye mahkûm edilerek hap­sedildi. Taşkent radyosunun yayınlarında bunlardan «MÜSTEMLEKECÎLERİN KUYRUĞU» diye bahsolunuyordu.

2 - Milletin elinden bütün siyasî haklan alınmıştı. Kimse konuşamıyor ve yazamıyordu; Ancak komünistlik menfaatine dair konuşup yazabiliyorlardı.

3 - 9 ay içinde 3 kere borçlanma senetleri! yayınla­nıyor ve ahali de bunları Dalmaya mecbur tutuluyordu. Milletin elindeki nakit sermâye zorla toplanıyordu, Bunü da Ürümçi radyosu yayınlıyordu.

Komünistler Müslim ve gayri Müslim (Türkler ve Çinliler) arasında evliliği yaygınlaştırarak dinî ve millî kültürü bozmaya çalışıyorlardı. Ahali komünistliği yayma meclislerine katılmaya mecbur tutuluyordu.

4 - Her gün binlerce Çinli Doğu Türkistan'a taşımaya ve Türkistan ahalisinin meskenleri onlara veril­meye başlandı. Bundan maksatlarımda burada  Benebî ahaliyi çoğaltmak ve yerli halkı kendi öz 'vatanlarında azınlığa düşürmekti. Batı Türkistan'da Rusların yaptı­ğını Doğu Türkistan'da Çinliler yapmaktaydı.

5 -Komünistler Kaşgar'da büyük bir    havaalanı ona koyulan satış banaa da koyulmuş dmektr yapmaya başladı. Yerli halktan 8 bin kişiyi burada köle gibi çalıştırdılar.Kaşgar’la Rusya arasında ki demir yolu inşasında da yerli halkı aynı şekilde çalıştırdılar.

7-Zindana atılan yerli halkın sayısı 200 bini geçiyordu.

8 - Vakıflar müsadere edildi, medreseler   kapatıl­dı, topraklar ziraat için Çinlilere peşkeş çekildi. Şer’îmahkemeler tamamıyla lağvedildi.

9 - Mahallî ticaret külliyen yasaklandı, Hiç bir kimsenin ticaretle iştigaline müsaade edilmedi. Hattâ becerikli tek tuk fertlere bile bu imkân tanınmadı.

4 - maddeden bu tarafa sayılanlar Doğu Türkistan-dan son gelen güvenilir kardeşlerimizin verdiği haber­lerdir.

MÜHİM BİR HABER DAHA

Ana yurdumuzda bazı mücahit gruplar kızıl reji­me karşı mücadeleyi canla başla sürdürmektedir. Bun­ların komutanlığını da Kazak kabile başkanlarından Osman Batur ve Kumul Muhafız Alayı'nın eski komuta­nı general Yolbars yapmaktadır. Yüce Allah yardımcı­ları olsun.

 

 
 

Ana Sayfa

aturan2003@yahoo.com

Taklamakan Uygur Neşriyat Tüm Hakliri Saklıdır

 All Rights Reserved Taklamakan Uyghur Publishing 2007 --- 2009 http://www.uyghurweb.net