English

Türkçe

 

عربي

ئۇيغۇرچە

 

                                                   

M.Emin HEZRET

Doğu Türkistan'da eğitim

 

Bir devletin, bir milletin ilerlemesi, gelişmesi, kalkınma sının temeli; bu devletin, bu milletin eğitim düzeyi­ne bağlıdır. Çin emperyalistleri Doğu Türkistan'a yöne­lik asimile politikasını devam ettirmek yanı Türkleri yok etmek, "yavaş yavaş eritme" politikasını yerine .getir­mek için Doğu Türkistan'daki Müslüman Türkleri cahil bırakmaktadırlar. Tüm çabalarıyla Doğu Türkistanlılar'n eğitimi engellemektedirler. Bu nedenle Doğu Türkis­tan'ın eğitim durumu çok zayıftır. Doğu Türkistan'ın mil­lî eğitimi söz konusu olduğunda Doğu Türkistanlıların Çin istilacılarına olan hiddeti bir kat daha artıyor.

Türk dünyasından yok olma tehlikesine uğrayan Do­ğu Türkistanlılar, ilim ve kültürün Doğu Türkistan'da yok atmamasını sağlamak, etkili bir araç olduğunu hissetmek­tedirler. Anne ve babalar çocuklarının eğitim görmesi için ekonomik ve manevî bakımdan her türlü zorluğa göğüs germektedirler. Onların amacı, eğitim sayesinde Çin'in yok etme politikasına karşı mücadele etmektir. Çinliler'in esir milletlere yönelik sömürge politikasının en rezil ta­raflarından biri de milleti cahil bırakmalarıdır.

Çinliler, Türkler'in, okuma-yazma bilmemesini iç ve dış haberleri görmemesini, bununla akıl ve geleneksel kül­türlerini zayıflatarak yavaş yavaş asimile olmasını istiyor, her zaman bunu düşünüyorlar. Bundan dolayı Çinliler, yaklaşık 100 seneden beri Doğu Türkistan'da fennî okullar açılmasını yasaklayarak, milleti cehalet içinde tuttu. Bu sebeple şimdi Poğu Türkistan'da "tren", "uçak", "eko­nomi", "Türk", "tarih" kelimelerinin nasıl bir mânâ ifa­de ettiğini bilmeyen, anlamayan binlerce insan yaşa­maktadır.

Dünya çok çabuk bir surette ilerlemektedir. Çinliler'in kendisi de bu ilerlemeye muhtaçtır. Dolayısıyla kendileri eğitime çok önem vermektedirler. Çin Komünist Partisi, Türkistanlıların hepsini cahil bırakmaya muvaffak olama­dı. Ama her taraftan millî eğitime verilen ödeneği kısmak­tadır. Lise mezunu olan öğrencilerin üniversitelere ve meslek okullarına girmesini sıkı pek sıkı kontrol et­mektedir.

1985 yılında "Uygur otonom eyaletinin" 30. yılını an­ma dolayısıyla neşredilen "Şinjanğ Eğitimi" adlı kitap­ta, Doğu Türkistan'da 8500 ilkokul olduğu belirtiliyor. Bu okullarda 200 bin öğrenci eğitim görüyor. Bunlardan Uy­gur diliyle ders gören okul sayısı 3470 olup, öğrenci sa­yısı 82500 dir. Bunun, Doğu Türkistan'daki tüm öğrenci sayısının yüzde 42'si kadar olduğu kayıt edilmiştir. Bu ha­bere göre tüm Doğu Türkistan nüfusunun Çinliler'e gö­re yüzde 58'ini teşkil eden milletin ilkokul eğitim sayısı tüm Doğu Türkistan eğitim sayısının yüzde 42'sini teşek­kül etmektedir. Sadece yüzde 16 kişi ilkokul eğitimi gör­meden cahil kalmaktadır. Yani her 100 Türk'den sade­ce 16 kişi ilkokul eğitim dahi görmemektedir. İlkokulda durum böyle de ortaokul ve liselerde durum nasıl?

İç Çin'den Doğu Türkistan'a gelen Çinliler'den eğer 10 aile bir şehire veya bir köye yerleşse Çin hükümeti he­men onlara bir ilkokul yapıyor, ve iç Çin'den öğretmen getirerek onların eğitimine önem veriyor. Hiç bir zaman onları cahil bırakmıyor. Nüfusu 10O'den fazla olan Çinli­ler'in bulunduğu yerlerde bile Çince ortaokul ve liselerin olması şaşırtıcı bir olay değil. Yani Çince okul yapmak çok kolay. Ama onbinden fazla nüfusu olan birçok Türk köylerinde lise değil ortaokul dahi yok. İlkokuldan mezun olan öğrencilerin yüzde 60'ı ortaokul ve lisede kapı dışı­na atılıyor. Gerçi yüzde 40 öğrenci ortaokula girebilir. Ama liseler sadece şehirlerde, nahiye merkezlerinde var ol­duğu için ortaokul mezunu olan yüzde 10 öğrenci lisele­re gidebiliyor. Bundan dolayı tüm milletin yüzde 60-90'dan fazlası lise eğitimi göremiyor. Eğitimsiz kalan Uygur Türk çocukları miladın ilk asırlarını andıran köylerde ağır cts-mani emekle meşgul olmaya mecbur oluyor.

Kazak, Kırgız Türkleri'nin çocukları dağlarda hayvan bakmaya mecbur oluyor. Orta ve lisede okuyanlar ise çok zor şartlarda bunu sürdürebiliyorlar. Ben, 24 Mayıs'da istanbul Mahmut Kaşkari adlı lisenin açılış toplantısına katıldım. Türkiye'de ilk gördüğüm okul budur. Ben bu okulda temiz giyinmiş öğrenciler, geniş ışıklı temiz dersaneleri görünce çok hayran oldum. Dünyada Türk ço­cukları için böyle bir eğitim durumu, böyle güzel okul ol­duğundan çok sevindim. Bu sevinçle Türkler'in ve be­nim anne toprağım olan Doğu Türkistan'daki Türk çocuk­larının okullarını düşündüm. Bu iki Türk yurdu tam farklı iki dünya. Doğu Türkistan'da eski okullarda, eski dersa-nelerde eski yamalı elbise giyinen, ruhu düşkün, çehre­leri sararan, dudakları kavrulan Türk çocukları var. Türk­iye'de ise tam tersi bir dünya. Öğle yemeğinde öğrenci­ler yemekhanesine davet edildik. Ben yeni yapılmış bu , yemekhanede yemek yerken gözlerimden akan yaşları­mı durduramadım. Zira gözümün önünde canlanan Do­ğu Türkistan'daki ortaokul öğrencileri beni düşündürdü. Türkiye'de okullarda lüks lokantalar, lokantalarda süper yemekler, temiz masalar, sandalyeler duruyor. Doğu Türkistan'da ortaokul, lise, değil üniversitelerde bile, Türk öğrencilerin yemekhanelerine girseniz kalbinize iğne saplanmış gibi acı duyarsınız. Onların oturarak yemek ye­meleri için masa sandalyeleri yok. Bunları da söylemeli­yim. Yedikleri o kadar zayıf ki insan ölmemesi için bu ye­meği yemeğe mecbur oluyor. Bilhassa bazen öğrencile­rin bu yemeği de almaya parası yok. Sadece bir günde iki defa kuru ekmek yemeğe mecburdur.

Acaba Doğu Türkistan'ın böyle bir çok yeraltı maden­lere, bol verimli ve geniş yerlere sahip olmasına rağmen niçin kendi çocuklarını beslemeye kudreti yok. Niçin bes­lemiyor? onlar da insan, fark nerede?

Fark, Türk okullarının gökte yüzmekte olduğu Türk barağında, sizi besleyen hür, bağımsız Türk varlığındadır.

Türkiye'de yeraltı madenleri sizin, verimli topraklar sizin, gökte uçan kuşlar da sizin. Doğu Türkistan'dakiler ise Çin tecavüzcülerine esir olan milletin çocuklarıdır. Onla­rın hayatı facia ile, tehlike ile dolu. Onların menzili uzun, geleceği karanlıktır.

Doğu Türkistan'da bir kimsenin çocuğu üniversiteye girmeye hak kazandığında tüm şehir ve tüm köydeki yüz­lerce, binlerceleri giderek o çocuğu, o aileyi kutluyor, tebrik ediyor. Zira Doğu Türkistan'da Türkistanlı çocukların üniversitelere girmesi o kadar zor ki, kendi gözüyle gör­meden söyleyen insana inanmazlar.

Çin Hükümeti tarafından Doğu Türkistan'da Çin'li öğ­rencilerin üniversitelere kabul edilme sayısını yüzde 60, Türkistanlı öğrencilerin ise yüzde 40 olması şeklinde ke­sin kararlar almış ve ilan etmiştir. Böylece tüm Müslü­man Türk Öğrencilerin (Uygur, Kazak, Kırgız, Tatar, Öz­bek) üniversitelerde sayıları yüzde 30'u geçmiyor. Her sene üniversite sınavına hazırlanma zamanında Doğu Türkistan'ın şehir ve köylerinden binlerce öğrenci kayıt oluyor. Eğer 100 bin öğrenci kayıt olursa üniversiteye ka­bul edilen öğrenci beşbini geçmez. Ayrıca üniversiteye giremeyen öğrenciler işsiz bırakılmaktadırlar.

Doğu Türkistan'daki Çinliler için genel eğitim temeli ha­zırdır. Meselâ, Doğu Türkistan'ın başkenti Urumçi'de 60'dan fazla ortaokul ve lise var. Türkistan'daki Türk ço­cukları için sadece 4 lise okulu (yani 3.5.14.17 lise okul­ları) var. Bu okullardan 3. lise okulu ve 5 lise okulunun yarıdan fazlası Çinli öğrencilerdir. Çinliler yok etme politikasını adım adım yerine getirmek için bazı okullarda hem; Çince, hem Türkçe sınıfları açarak eritme politikasını okullardan başlatmaktadır. Kazak Türkleri 30 seneden beri; süren bir mücadele sonunda ilk önce Ürürnçi şehrinde  bir Kazak lisesi kurdurabildiler. Kalan tüm Ürümçi şeh­rindeki liselerin hepsinde Çinli öğrencler okuyor. Çin Ko­münist Partisi'nini ağzında "Şincang Uygur otonom özel; bölge" denilen Doğu Türkistan'ın başkenti Ürümçi'nin eğitim durumu ne yazık ki böyle. Gelecek yazımda da in­şallah eğitim konusunda devam edeceğim.

 
 

Ana Sayfa

aturan2003@yahoo.com

Taklamakan Uygur Neşriyat Tüm Hakliri Saklıdır

 All Rights Reserved Taklamakan Uyghur Publishing 2007 --- 2009 http://www.uyghurweb.net