|
M.Emin HEZRET
Doğu Türkistan Müslümanlarının feryatları
Komünistler
Müslümanların büyük düşmanıdır. Çinliler ise Doğu Türkistan Türkleri'nin
tarihî düşmanıdır. Çin komünistleri 1949 Eylül ayında Doğu Türkistan
toprağını işgal ettiğinden ta 1979 yılına kadar olan otuz sene içinde
islâm dinimize her türlü zulmü reva gördü. Tüm camileri kapattı, bütün
Müslümanların evlerini arayarak Kur'an-ı Kerim'leri tamamen yaktı. Namaz
kılınmasını yasakladı. Allahu Teala'ya, Muhammed (S.A.V)'a
hakaret eden çok sayıda kitapları yayınladı. Müslümanların mezarlarını
bozup Çinliler'in yerleşmesi için apartmanlar yaptı. Hatta umumî tuvalet
olarak kullandı. Müslüman Türkler'e yapılan zulüm en doruk noktasına
ulaştığı 1966 yılından 1972 yılına kadar olan zaman zarfında ben,
doğduğum Hoten'in köylerindeydim. O zamanlarda yaşadığım acı hatıralar
hiç aklımdan çıkmıyor.
1967 yılı Nisan ayının 16. günü, Karakaş nahiyesinin Yağaçcı köyünde
Kurban ve Ömer adındaki yaşlı çiftçiler Van Go Tey adında bir Çinli'nin
önderliğinde iki saat içinde dövülerek öldürüldü. Bu iki Müslümanın
günahı ise Çinliler'in evlerinde yaptıkları ikinci arama sırasında
bulunan Kur'an-ı Kerim idi. Bu Çinli bütün köydeki ikibinden fazla
ahaliyi toplayıp köyün en büyük meydanında bir toplantı yaptı. O iki
Müslümanın boynuna Kur'an-ı Kerim'i asarak sorguya çekmeye başladı. O
zaman on yedi yaşındaydım. Meydandakilerin arasında ben de olduğumdan o
andaki korkunç manzara aklıma geldiğinde hala daha tüylerim diken diken
olur. Çinli yönetici Van Go Tey iki Müslümana dönerek şöyle bağırdı:
"Allah yok de! Boynundaki Kur'an-ı çıkar ve yere at, çiğne!" Altmış
yaşını geçmiş olan bu iki çiftçi bu emri yerine getirmediler. Bu defa
Çinli kızarak "Dövünüz" diye emir verdi. Yarım saat dövüldükten sonra
bu Müslümanlar baygın düştüler. Çinli onların üzerine soğuk su dökerek
tekrar ayılmalarının sağladı. Yine bağırmaya devam ederek "Allah yok
de!" Bu iki Müslüman başlarını menfi manada sallayarak Kur'an-ı
bağırlarına basmış' vaziyette yatıyorlardı. Komünist Çinli Vang, onların
göğüslerine tekrar tekme vurarak dövme emrini tekrarladı.
Meydandaki Müslümanlar kendi kardeşlerinin feci bir şekilde
öldürülmesine seyirci olarak kalmaya mecburdu. Dayakların ardından ölmek
üzere olan kurbanlardan birinin oğlu Mecit, topluluk içinden koşarak
çıkıp "Babamı bira kın, beni dövün, Çünkü Kur'an-ı ben saklamıştım!"
dedi. Mecit'in el ve ayaklan bir anda bağlandı. Kurban ile Ömer ise yine
dövülmeye devam edilerek iki saat içinde' can verdi. Bu faciaya şahit
olan biri hamile olmak üzere on kadın, dayanamayarak düşüp bayıldı.
Çinli Vang Go Tey ise bu olaylar üzerine daha da zalim bir tavırla
Müslüman- lara bakarak şöyle dedi: "Hani sizin Allah'ınız, eğer
gerçekten varsa niye bu zavallı bendesini kurtarmıyor? Niye beni
cezalandır mıyor?" diyerek kahkahayla güldü. O akşam Çinli'nin emri
üzerine o iki naaş, mahallenin bir yanındaki boşluğa gömülerek üzerine
tuvalet yapıldı. On beş gün içinde aynı yolla onyedi Müslüman öldürüldü.
O zamanlarda İslâmiyet'e hakaret o derecedeydi ki, uzun yıllardan beri
kapatılan camiler açılıp kafirler için domuz ahırlarına dönüştürüldü.
Allah'ın evi olan, Müslümanların da abdestsiz ayak basmayacağı bu
mübarek camiler içinde bir sürü domuzlar bakılmaya başlandı. Üstelik bu
domuzların bakıcılığını Müslümanlara yaptırdılar. Bizim köyümüzde bir
cami vardı, eskiden bu camiye imam olan Saitt Ahun adında takva sahibi
bir molla vardı. Mahallemizdeki cami domuz ahırına dönüştürüldüğünde o
domuzlara bakmaya Sait Ahun imamı mecbur ettiler. Zavallı imam önce
"Ben Allah'ın evinde nasıl domuz bakarım" diyerek reddetti. Çinliler
ise bu adamı bağlayıp bir gece-gündüz bir ağaca bağlayarak
sallandırdılar. Acıya dayanamayan imam sonunda emre uymaya mecbur oldu.
Bir haftaya kadar camide domuz bakmaya mecbur oldu. Bir hafta sonra bu
hakaretler neticesinde dayanma gücü kalmayan imam öldü. Çin
komünistlerinin zalimce davarışlarına Müslümanların âh u feryatları
komünistlerin neşelerine neşe kattı. Bir günde on altı saat tarlada
çalışıp, günlük nafakaları yarım kilo mısır ununu yiyerek karın
tokluğuna çalıştılar. Kimisinin bir vakit namaz dahi kıldıkları bilinse
hareket edildi ve dövdürüldü. Müslümanların düğünlerde nikah Töreni
yapması da yasaklandı. Ölümlerde de cenaze merasimi ve namazı
kıldırılmadı. Benim yaşadığım köyde Çinli Vang Go Tey'in görev yaptığı
süre içinde 1969'dan 1971'e kadar olan iki yıl içinde beşbin aile
yurtlarını bırakıp kaçmaya mecbur kaldılar.
İnsanlık hasletlerinden tamamen mahrum olan Çin komünistleri Türk
anaları ve Türk kadınlarını da dayanması mümkün olmayan zulümlere maruz
bıraktı. Benim ortaokulda Abdulaziz adında bir arkadaşım vardı. Onun
birtek anasından başka kimsesi yoktu. 1968 yazında Çin komünistleri bu
hanımı evinde Kur'an bulundurduğundan dolayı işkenceye aldılar. Elli
yaşını aşmış olan bu hanımın kollarını bağlayıp evin çatısına asarak
elbisesinin içine bir kedi bıraktılar.Kedinin tırnaklarıyla bedeni
yırtılan kadının feryatlarına karşılık, Çinliler kahkahayla gülerek
neşelendiler.
Bu ve buna benzer işkenceler neticesinde dayanamayan kadıncağız hafta
geçmeden vefat etti. Ben, dostum Abdulaziz'le beraber onu defnettik.
Merhume ananın bedeni cerahat izleri ile doluydu. Abdulaziz her anasını
hatırladığında Anamın, bu dünyanın zulmünden daha erken kurtulduğu iyi
oldu. Eğer yaşasaydı daha da beter günleri görürmüş. Nasılsa Çinliler
şimdi işkence yapmak için onun mezarına kadar giremez." diyordu.
1970' yılının kış aylarında kanal yapımı için evlerinden çıkan
çiftçilere karlı bir akşamda Çinli Vang Go Tey'in evlerine dönmelerine
izin vermemesi sonucunda, yedi kişi donarak öldü. Bu hadiseden birkaç
gün sonra Vang Go Tey'in cesedi mahalledeki bir ceviz ağacına asılı
vaziyette bulundu. Çinli polislerin yüzlerce adamı sanık olarak
tutuklamasına rağmen, "Katil" bulunamadı. Benim yukarıda beyan
ettiklerim kendi gözlerimle gördüklerim olup, bütün Doğu Türkistan
topraklarında olup biten mezalimlerin sadece bir tanesidir. Onbinlerce,
yüzbinlerce Müslüman Türk işte böylece hayattan ayrıldı. Daha ölmeden
cehennem azabını yasayan Doğu Türkistanlı Müslümanların feryattan
nihayet Allah'a yetişmiş olmalı ki, büyük cellat Mao Ze Dung 1976
yılında öldü. 1979 yılından sonra Çin de reform hareketi başladı. Çin'in
kapısı yabancılara açıldı. Çinliler de dünyanın gözünü boyamak amacıyla
kendi puthanelerini açmaya başladı ve Budizm inancının serbest
bırakılması bahanesiyle Doğu Türkistan'daki camiler de Müslümanlara
açılmaya başladı. Zulümden kaçarak Tarım nehri vadisindeki ormanlara
gizlenip insanlardan ayrı on yıllarca yabanî hayvanlarla birlikte
yaşayan Müslüman Türlerde de öz köylerine dönmeye koyuldu.
|