| |
M.Emin HEZRET
Çinlilerin Doğu Türkistan'ı parçalayıp idare etme siyaseti
Yakuphan Bedevlet'in vefatından sonra, vatanımız Doğu Türkistan, Çin
istilâcılarının eline tekrar düştü. O tarihten beri yüz yıldan fazla
zaman içerisinde, Çinlilerin, Doğu Türkistan'ı idare edişte
kullandıkları temel müsternleke.siyaset ise:
1-Milleti.
(Türkleri) cahil bırakmak,
2-Parçalayarak
idare etmek oldu.
Çin komünistleri hakimiyeti ele almadan önce, Çin müstemlekesi altındaki
bütün milletlere istiklâl tanıyacağı hakkında çok vaadlerde
bulunmuşlardı. İktidara geldikten sonra, Kızıl Çin Ordusu, Doğu
Türkistan toprağına girdiğinde, ordunun baş komutanı Vangcen (şu anda
Çin Halk Cumhuriyeti'nin reis muavini) Urumçi'de düzenlenen on bin
kişilik toplantıda konuşma yaparak: "Eski Çin hakimiyeti Şincan (Doğu
Türkistan) halkı önünde büyük kanlı borçlara düşmüştür. Milleti
eğitimsiz bıraktı, buraya sanayi getirmedi, bizlerse o kanlı borçları
ödemeye geldik, eski Çin hakimiyetinin günahlarını yıkamak için geldik"
diye ifade vermişti. Doğu Türkistan'ın bütün şehirlerinde "Biz 10
yıllık bir süre için yardıma geldik, süremiz bitince tekrar Çin'e
döneceğiz" diye propagandalar yapmış, duvarlara pankartlar asmışlardı.
Kızıl Çin'in bu vaadlerini yazılı hüccet haline getirmek teşebbüsünde
bulunan Doğu Türkistan geçici hükümetinin reis ve büyükleri Ahmetcan
Kasimi, İshak Bek, Delilkan gibi zatlar Rus ve Çin komünistleri
tarafından Kızıl Çin Ordusu, Doğu Türkistan'a girmeden önce, gizli
olarak öldürülmüştü.
Doğu Türkistan halkının liderlerinden Muhammed Emin Buğra, İsa Yusuf
Alptekin ve arkadaşları ise anavatanlarından ayrılmak zorunda
kalmışlardı. Bu fırsatları değerlendiren Çin komünistleri, eski
hükümetini Türkistan halkını manevi yönden parçalama siyasetine kaldığı
yerden devam etti. Çeşitli hileleri kullanarak, liderlerinden mahrurh
kalan eski hükümet terkibindeki Rus ve Çinliler için casusluk yapagelen
Seyfettin Azizi gibi milli hainleri para ve hukuk ile kendine çekti.
Kızıl Çin, Doğu Türkistan Ordusu'nu Ruslar'ın yardımıyla parçalayıp
silahsızlandırdı. Başkaldıran generaller gizli halde öldürüldü.
Lidersiz, başsız kalan halk ise Çin komünistlerinin yalan vaadlerine
aldandı. Böylece aziz vatanımız Doğu Türkistan tıpkı bir sürü kurtlarca
saldırıya uğrayan çobansız koyun sürüsü gibi Çin istilâsına uğradı.
Türk çiftçilerinin çoğu siyasetten habersiz idiler. Fedakâr, zeki,
bilgi sahibi olan kimseler ise, gizlece veya açıkça yok edildiler,
fakat eski Çin ile on yıldan fazla silahlı savaş yapan Osman Batur ise
dağlarda onbinlerce Kazak Türkleri'ne önderlik yapıp Kızıl Çin Ordusu
ile savaşı sürdürdü. Kızıl Çin Ordusu, Osman Batur ile bir yıldan fazla
devam eden savaşta binlerce askerini kaybetti. Doğu Türkistan'da
yüzbinlerce askeri ile Osman Batur' u yok edemeyen Çinli general Wang
Cın, Pekin hükümeti önünde rezil olmuştu. Sonunda o Türkler'i
parçalamanın yeni bir yolunu bulup çıktı. Yani Çinliler'le birleştirilen
Doğu Türkistan Milli Ordusu'nu yeniden organize ederek Ugur
Türklerinden oluşan orduyu Osman Batur'a gönderdi, işte facia gene
başladı. Daha yedi sene önce bütün Doğu Türkistan'ın yarısını Çin
istilasından kurtaran ordu bugün ikiye bölünmüştü.
Bu ordunun yarısı Osman Batur'un önünde Kızıl Çin'in önünde Kızıl Çin
ile savaşı devam ettirirken, Kızıl Çin'in eline geçmiş olan Türk Ordusu
ise Osman Batur'u yok etmek için savaşa geçmişti. Yani hilekâr Çin
hükümetinin çabaları sonucunda Türkler birbirini kırmaya başlamıştı. Her
iki taraftanda çok sayıda kişi öldü. Bir yıldan fazla süren savaşın
sonunda Osman Batur şehid oldu (Allah rahmet eylesin).
Çinliler'in hilesiyle yapılmış olan bu kanlı savaş Kazak Türkleri ile
Uygur Türkleri arasında bir soğukluğa sebep olmuştur. Kazak Türkleri
.Uygur Türkleri'nden incinmişti ve haklıydılar da. Çinliler de Türkler
arasında böyle bir parçalanmayı amaçlamıştı. Doğu Türkistan'daki
silahlı mücadeleler bastırılmış olsa da, siyasi cihetteki talepler halk
içinde gene gittikçe çoğalıyordu. Millet, milli muhtarlık istiyor,
komünist Çin'i vaadini tutmaya zorluyordu. Ama dünyada vaadinde duran
komünist hiç olmamıştır. Komünistlerin tabiiyetinde sözünü tutmak diye
bir düşünce yoktur.
Kızıl Çin hükümeti büyük bir kutlamayla ismi var, cismi yok olan Uygur
Özerk Bölgesi diye bir pankartı Doğu Türkistan'a armağan ettiler.
"Uygur Özerk Bölgesi" içinde "Kazak özerk İlçesi", "Kırgız özerk
ilçesi" gibi isilerle Türkistan zemini birkaç parçaya bölmenin dışında
gene döngen "Özerk İlçesi","Moğol Özerk İlçesi"; gibi isimlerle Türkleri
ve onların topraklarını Döngen ve Moğolları da bölüp verdiler. Bütün bu
özerk ilçelerde hukuk gene Çinliler'in elindedir. Çinliler, Türkistan'ı
işte böyle parçalayarak Türklerle diğer milletler arasında sonsuz bir
zıddiyet meydana getirdi..Çin hükümeti Türkistanlılar'ı kendi
aralarındaki kavgayla başbaşa bırakıp Türkistan'ın zenginliklerini
yağmalamak ve Türkistan'a çok sayıda Çinli göçmenleri yerleştirmek gibi
cinayetleri işlemektedir. İlim adamları, üniversite öğrencileri,
maarifçiler ve dini zatlar Kızıl Çin'in bu hain planlarına karşı
çıktığında ikiyüzlü yalancı, hilekâr Çin hükümeti, Türkistalılara
gönlünüzde ne istediğiniz var ise hiç çekinmeden ortaya koyunuz.Biz
komünistler halkın iradesine göre iş yaparız,diye propoganda yaptı.
Onların bu tatlı sözlerin ardından nelerin olduğunu anlamayan Türkler
ve özellikle gençler kendi isteklerini bir bir ortaya koydu. Milletler
eşitliğini, demokrasiyi istediler. Altı aylık bir süreyle devam eden
sırrını söyleme hareketinden sonra Türk aydınlan, üniversite
öğrencileri, öğretmenler ve dini zatlar arka arkaya tutuklanarak
hapislere atıldı. 1957 yılından başlayıp üç yıl devam eden "Yerili
milletçilere karşı savaşta binlerce Türk aydını öldürüldü", yüz binden
fazla aydın ve öğrenci milliyetçi diye suçlanarak hapise atıldı.
Çöllere sürgün edildi. Ünlü Uygur Türk yazarı Ziya Semidi meşhur
şairlerden Abdulbey RUZİ, Halil Hemrayuf, arkeolog âlim Yusuf Beg
Muhlisi gibi binlerce bilim adamları vatanın bırakıp Sovyetler
Birliği'ne bağlı Batı Türkistan'a gitmeye mecbur oldu. Bu konuya haftaya
da devam edelim.
|
|