English

Türkçe

 

عربي

ئۇيغۇرچە

 

U TİMOR’UN BAĞIMSIZLIĞINA KAVUŞMASI KARŞISINDA DOĞU TÜRKİSTAN

                                                        Dr. Özlem YÜCEL

Marmara Ün. Hukuk Fak. Devletler Umumi Hukuku Ana Bilim Dalı Araştırma Görevlisi

 

        Halkların kendi geleceklerini belirleme (self-determinasyon) hakkının kullanılmasının, bilhassa I. Dünya Savaşı sonrasında çok görülen bir şekli olan, halkoyuna başvurma (plebisit) uygulamasının en son örneği, Doğu Timor’da 30 Ağustos 1999’da gerçekleştirildi. BM gözetimi altında Endonezya Dışişleri Bakanı Ali ALATAS ile Portekiz Dışişleri Bakanı Jaime GAMA arasında 5 Mayıs 1999 tarihinde New York’da imzalanan anlaşma uyarınca yapılan halkoylaması sonucunda, Doğu Timor halkı, mevcut Endonezya yönetimini reddederek, kullanılan oyların % 78,5’i ile bağımsızlık kararı aldı.

        Doğu Timor Endonezya ile Avusturalya arasında yer alan, 14.874 km yüzölçümüne sahip, 850 bin kadar nüfusunun çoğunluğu yerli halktan ve genellikle (yaklaşık %80’i) Katolik Hristiyan[1] olan bir bölgedir. XVI. yüzyıldan itibaren yaklaşık 400 yıl bir Portekiz sömürgesi olarak kalmıştır. Portekiz’de 25 Nisan 1974’de Caetano başkanlığındaki mevcut diktatörlük yönetimine Spinola tarafından yapılan bir devrimle son verilmesi ve demokrasinin gelmesi ile sömürgelerinin tasfiyesine başlandı. 27 Ağustos 1975 tarihinde Portekiz Doğu Timor’dan çekildi. Kısa süren bir iç savaşın ardından, 28 Kasım 1975’de Timor Demokratik Birliği (Fretilin) Timor’un bağımsızlığını ilan etti. Ertesi gün ise, adanın batı kesimini egemenliği altında tutan Endonezya burayı ülkesine kattığını duyurdu ve 7 Aralık 1975 tarihinde de fiilen işgal etti. 17 Temmuz 1976’da ise, Endonezya Doğu Timor’u 27. vilayeti olarak ilan etti ise de, BM tarafından ve de devletlerin genelince bu ilhak tanınmamıştır. Ayrıca bütün bu süreç içinde yaklaşık 200 bin insanın hayatını kaybettiğini de belirtelim.

        Görüldüğü gibi, Doğu Timor Sorunu, dünya gündeminde 1975 yılından itibaren yerini almıştır. Halbuki, Doğu Türkistan Sorunu yüzyıllardır hakkaniyetli bir çözüm bulunması ve Doğu Türkistan halkının kendi geleceğini belirleme hakkının tanınması için beklemektedir.

        Doğu Timor bir Portekiz sömürgesi olduğu tarihlerde, Endonezya ve tabii Batı Timor bölgesi ise, Hollanda’nın bir sömürgesi idi. Endonezya, II. Dünya Savaşı sırasında Japon İşgali altında kaldıktan sonra, işgalin bitimi ile 17 Ağustos 1945 tarihinde bağımsızlığını ilan etti. Sonuçta, Hollanda’nın 27 Aralık 1949’da bağımsızlık ilanını resmen tanıması ile, Timor Adası’nın batı yakası sömürge idaresinden kurtulup, Endonezya toprağı olur iken, doğu yarısı Portekiz sömürgesi olarak kalmaya devam etmiştir.

        Doğu Türkistan halkı ise, tarih boyunca uzun yıllar bağımsız yaşamış ve büyük uygarlıklar kurmuş bir halktır.[2] Çin işgalinden sonra da birçok devlet tarafından tanınan 1862, 1933 ve 1944 tarihlerinde bağımsızlığına kavuşmuş ve ayrıca Çin yönetimine karşı başarılı olmayan sayısız isyana kalkışmış olan bir halktır.

        Bu iki bölge ile ilgili veriler karşılaştırıldığında açıkça görüleceği üzere, hiçbir zaman bağımsız bir devlet olarak ortaya çıkmamış bir bölgeye kendi geleceklerini belirleme hakkı tanınırken, Doğu Türkistan için bu hak söz konusu bile edilmemektedir. Tarihin garip bir cilvesi olarak, Timor Adası’nın iki farklı sömürgeci ülke tarafından paylaşılarak, iki farklı sömürge yönetimi altında kalmış olması nedeniyle, adanın bir tarafı bağımsız bir devlet olma yolunda ilerlerken, Doğu Türkistan gibi yüzyıllarca büyük medeniyetler oluşturmuş, iki milyon kilometrekareye yakın yüzölçümüne sahip çok büyük bir ülkenin halkının kendi geleceğini belirleme hakkı görmezden gelinmektedir.

        Sonuç olarak, gerçek bir Dünya barışına ulaşmak ve bunu da sürdürmek isteniyor ise, Doğu Timor ve Doğu Türkistan sorunlarında olduğu gibi çifte standartlı uygulamalardan kaçınılmalıdır. Bu tür uygulamalar, halkların barışçı bir dünya oluşturmanın amaçlandığına olan inançlarını kaybetmesine ve mevcut Dünya barışını da tehdit etmektedir. Ayrıca şu da bilinmelidir ki, Çin’in Doğu Türkistan halkına karşı tutumu da sorunun bir an önce çözümlenmesi ihtiyacını şiddetlendirmektedir.


[1] Timor Adası’nda Hristiyanlık XIX. yüzyıldaki Misyonerlik faaliyetleri sonucunda hakim duruma gelmiştir. Bu bilgi için bakınız. ERİNÇ, S… “Endonezya”, Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi, Cilt 11, İstanbul 1995, sayfa 194.

[2] Doğu Türkistan tarih boyunca defalarca Çin işgali altına girmişse de (aynı şekilde Doğu Türkistan halkı da Çin’in yakın bölgelerini işgal ettikleri de görülmüştür), bu işgal yıllarının toplamı Doğu Türkistan tarihi içinde önemli bir süre teşkil etmez. Ayrıca bu işgallerde Çin’in her zaman Doğu Türkistan’ın bütün bölgelerini hakimiyet altına alamamışlardır. TÜRKÖZ, A., Doğu Türkistan’da İnsan Hakları, (Yayımlanmamış doktora tezi), İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü, İstanbul, 1998, sayfa 5-11.

 

Ana Sayfa

aturan2003@yahoo.com

Taklamakan Uygur Neşriyat Tüm Hakliri Saklıdır

 All Rights Reserved Taklamakan Uyghur Publishing 2007 --- 2009 http://www.uyghurweb.net