English

Türkçe

 

عربي

ئۇيغۇرچە

 

 

M.Emin HEZRET

Memur olmak için aranan şartlar

 

 Çin yönetimi, D.Türkistan'ı idare ederken, Türkistan halkı üzerinde  "kendi   etini kendi yağında kavurmak" hilesini yürütebilmek için az sayıda olsa bile Türk memurlara muhtaç. Doğu Türkistan'ın hü­kümet yerlerinde memurların yüzde doksanı Çinliler'-den oluşmaktadır. Yüzde on orandaki Türkistanlı ida­recileri ise Çinliler yüksek imtiyazlarla besliyor. Bu in­sanların sıradan bir Çinli önünde bile hiç değeri yok. Ama kendi halkına zulüm yapmaktan çekinmez. Bun­lar öz halkının öz vatanının horlanması için vasıta olu­yorlar. Bunların arasında öyle insanlar da var ki, ken­di milletinin başına bela gelirse sevinir. Kendi milleti­ni ateşe vermek pahasına Çinlilerden daha yüksek mevki almak fırsatını bekliyor. D.Türkistan'daki 20 mil­yondan fazla Müslüman Türk halkının ah u feryadları pahasına kendilerinin o iğrenç hayatlarını yaşayan, milletin derdinden tamamiyle hâli olan bu hainleri Çin­liler nasıl seçiyor? Doğu Türkistan'da hükümet yöne­timinde yer alacak olan Türkistanlıları seçerken, Çin­lilerin açıkça belirtmiş oldukları şartları şunlardır:

1-Aile tarihinde yedi ceddine kadar olanlar arasın­da, Çin aleyhtarı ayaklanmalara katılan olmamalı,

2-Cedleri içinde bilgili, alim kimseler yetişmemişolmalı,

3-Aile tarihinde üç ceddine kadar olan akrabalar, Çinlilere sadık olagelmiş olmalı,

4-Göreve getirilecek olan şahıs ilkokul, en çok or­ta okul mezunu olmalı, fazla okumamış olmalı,

5-Göreve getirilecek olan şahıs biraz hafıza sahibi olabilir, ama kesinlikle tefekkür (düşünce) yeteneği ol­mamalı,

6-Korkak olmalı,

7-Şöhrete düşkün olmalı,

8-Şahsi mefaata düşkün olmalı,

Çinlilerin bu şartlara uygun olarak seçtikleri ve bu­gün D.Türkistan'da "Mahalli hükümefin reis ve re­is yardımcılığı mevkisine getirdikleri Timur Davamet, Canabil, Hamiddln Niyaz gibi şahıslar, gerçi damar­larında Türk kanı taşıyor olmasına rağmen, cahil, bi­limsiz, korkak şöhrete ve menfaata düşkün olmaları sebebiyle, daha da kötüsü vicdansız olmaları sebe­biyle, Çinlilere içtenlikle satılmıştır. Onlar sadistçe ken­di ailelerinin rahat ve refahı için bütün Doğu Türkis­tan halkının hakarete uğramasına, vatanının ayakaltı edilmesine razı olmaktadırlar.

İşte bunlar ve bunlar gibi az sayıdaki hainler tıpkı Çinliler tarafından beslenmekte olan bir sürü aşağılık insanlardır. Çinliler bunları zaman zaman kendi hal­kını ısırmaya bırakıyor. Çinli sahipleri önünde'her gün sürüklenip götürülen bu yüreksiz güruh, sıra kendi hal­kının kanını içmeğe gelince tıpkı aç kurt gibi vahşi olu­verirler. Son yıllardan beri, Doğu Türkistan'da vuku bulan öğrenci nümayişlerini bastırırken Çinliler işte bu köpeklerden yararlandı. Doğu Türkistanlılar kendi ara­larından çıkmış dan bunun gibi hainlerden utanç du­yuyor. Fakat vatanından, milletinden ve dininden yüz çeviren bu hainleri, Çinliler radyo, televizyon ve ga­zetelerde "Türkistanlıların önderleri, liderleri" di­ye teşvik ediyor. Dış ülkelerden misafirler gelirse, Çin­liler bu hainlerin ellerine önceden hazırlanmış olan ko­nuşma metnini vererek, gelen misafirlerin önüne çı­karıyorlar. Dışardan bakıldığında tıpkı büyük zatlar gibi gözükmeye çalışan bu zavallı şahısların, bütün konuş­maları sırasında bir cümle sözü bile kendiliğinden söy­lemeye hakları yoktur; Onların beyinleri tıpkı müzikle doldurulmuş kasete benziyor. Teybe konulduğu za­man aynı müziği tekrar tekrar çalmaktan başka bir şey bilmiyor. Bunlar Çinliler'in önünde işte bu kadar za­vallıdırlar. Bütün bunların hak olduğunu ispatlamak için şöyle bir örneği yeterli sanıyorum.

Pekin de ordu içinde yayımlanmakta olan bir re­simli derginin 1987 yılına ait bir sayısında Doğu Türk­istan Millî Ordusu (1944'den 1949 yılına kadar D.TÜrk-istan'ın ili, Çöçek, Altay vilayetlerini kapsayan bölge­de kurulmuş olan "Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin Ordusu)'nun bir resmi basılmış olup, resimin altına ise "Komünist ordusuna teslim olan Jıncang (Doğu Türkistan'daki eski Çin ordusu" diye yazılmış. As­lında, Doğu Türkistan Millî Ordusu, Stalin'in komünist Çin'le işbirliği yaparak hainlik etmesi ve zorlamsı so­nucu kızıl Çin ordusu ile 1949. senesinin ekim ayında birleşmeye mecbur olmuştu. İki ordu UrumçHde kar­şılaştığında ise, "Doğu Türkistan Cumhuriyetl'nin reisleri Ahmetcan Kasimi ve ordunun generalleri Is-hak Bey, Delilken gibi zatlar daha önceden Stalin ve Kızıl Çin tarafından suikast ile öldürülmüştü... Aradan 38 sene geçtikten sonra böyle bir hakaret dolu bir ya­zıyla bu resmin dergide basılması, zamanında Doğu Türkistan Millî Ordusu'nda bulunmuş olan kişiler ara­sında büyük yankı uyandırıyor. O unutulmaz yıllarda millî ordunun içinde bulunmuş ve Çin ordusuyla de­falarca kanlı savaşlar yapmış olan bu şerefli askerler, böyle bir hakarete dayanarnadıkjarından o dergiyi ah? Timur Davamet, Cenabil, Hamiddin Niyaz gfbşa-hısların önüne gidiyor ve onlara "Sizlerin de malumunuz, biz kızıl Çin ordusuna teslim olmamıştık..." diyerek durumu anlatıyor ve bu dergiyi çıkartanların Cundan sorumlu tutulmasını istiyor. "Reis" olarak bi­lenen bu şâhıslar "Biz meseleyi bir araştıralım" di­ye cevap veriyor ama uzun zamana kadar bir ses çık­mıyor. Zamanında millî ordunun mensuplarından olan bir kişi bütün işlerini bırakıp taraflarla görüşüp tam bir yıl koşmuş ise de hiçbir sonuç alamıyor ve üstelik ma­halli hükümetin liderleri o kişiyi: "Siz biraz sakin olun, böyle devam ederseniz tehlikeye düşeceksiniz" di­ye tehdit ediyor. Bu kişi ise davayı devam ettirmek için bu defa Pekin'e gidiyor ve dergiyi çıkartan yayınevi­ne gelip meseleyi anlatıyor. Yayınevinin başkanı bu meseleyi hemen araştırıyor. Sonuçta bu bîr muharri­rin hatası olup, eski Çin ordusunun teslim olduğu an­daki resmin yerine yanlış halde bu resmin konulduğu ortaya çıkıyor ve yayınevindekiler hemen kendi hata­sını itiraf ediyor. Çin Savunma Bakanlığı ardından ko­nuyla ilgili olarak resmi gazetede yayın yapıyor. Ama, D.Türkistan mahalli hükümetinin reteteri w»bu bir yjl zarfında milletten hergün binlerce mektup gelmesine rağmen, konuyla hiç ilgilenmiyor veya hiçe sayıyor­lar. Daha da doğrusu bu konuyla ilgilenmekten kor­kuyor. Kendi halkını idare ederken tam bir cellat, za­lim kıyafetle ortaya çıkan bu şahıslar, kendi milletinin en ufak bir manfaatı söz konusu olduğunda ise ne ka­dar cüretsiz olduklarını gizleyemiyorlar. Bu gerçekler­den Çinliler tarafından eğitilmiş olan bu bir sürü "in-san"ların ne kadar zayıf, ne kadar beceriksiz ne ka­dar sefil olduğunu anlamak zor değildir.

Türkistanlılar onları yaptıklarından dolayı tanasa, kö-tülese onlar sevinirler. Çinli sahipleri önünde: "Ben size sadık olduğum için halkım bani kötülüyor" di­ye övünürler. Ve kendi sadakatinin karşılığı olarak da­ha yüksek mevki temasıyla kapı önünde boyun büküp beklerler... Çinli katiplerinin emriyle iş yapan bu "Reisler" hainlikte birbiriyle adeta yanşıyor. Her za­man birbirinin hakkında Çinlilere gizli rapor veriyor­lar. Çinliler bunları işte böylesine namussuz olarak eğitmiştir. Bunlar düşmana kul, bize şah.

Son birkaç yıldan beri ilçelerde belediye başkanla­rını halkın seçmesi deneme olarak yapılmakta. Böyle bir durumda' gayet tabi olarak Türkistanlılar kendile­rinin güvendiği, bilgili, vatanperver, milletperver kim­seleri seçip çıkarmaya başladı. Fakat Çinliler halk ta­rafından seçilmiş kişilerden korkuyor, onlara güven­miyor, bu sebeplerden dolayıdır ki bu tür seçimler bazı zamanlar bozuluyor veyahut geçersiz sayılıyor. Türk­istan halkı yasal yollarla hainleri yerinden devirip ye­rine kendilerinin sevdiği kimseleri oturtmak için fev-kalede bir mücadele vermektedir, ancak Çinliter'in isi­ne gelmeyen seçimler geçersiz sayılmakta. Eğer D.Türkistanda gerçek seçimler yapılsaydı halk kesin kazanırdı. Maalesef, komünistlerde vatandaşlarına dik­tatörlük var demokrasinin gölgesi bile yok. Onun için D.Türkistan'da facia devam etmektedir.

 

 
 

Ana Sayfa

aturan2003@yahoo.com

Taklamakan Uygur Neşriyat Tüm Hakliri Saklıdır

 All Rights Reserved Taklamakan Uyghur Publishing 2007 --- 2009 http://www.uyghurweb.net