| |
DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ NÜKLEER DENEMELER VE
ÇEVRE HAKKI
Melda Keskin
(Greenpeace)
Ben size
topyekün bir otom silahından söz edeceğim. Ben size şimdi bir hikayeden
bahsedeceğim. “Gökyüzünü parçalayan köreltili bir şimşek ve yeryüzünü
yerinden oynatan gökgürültüsü. Hiroşima bir an için yerle bir edildi.
Yoğun bir duman grubu gökyüzünü karattı. Her tarafta ölü ve yaralılar
yıgılmıştı. Bu bir kan damlası bir cehennem sahnesiyde adeta. Sonra her
yönden ateş çıkmaya başladı, kısa zamanda şiddetini her an hızlandıran
ateşin kızgınlığı her yeri kapladı.Büyük bir kasırga oluştuğu için
çıplak ve kanlar içinde ve siyah lekelerle kaplı vücutlar haraket etmeye
başladı. Sanki vücutlar ölülerin ruhlarıymış gibi karışık biçimde
cehennemden kurtulmak için sallana sallana gidiyorlardı. Birbirlerini
izleyerek yere düşüp düşüp öldüler. Sayısız başkaları ise yere düşen
yıkıntıların arasında canlı canlı yandılar, ezildiler. Yabani alevlerin
arasından ailesini çağıran yardım isteyen insanlar bulunuyordu. Ellerini
indirdiklerinde kan parmaklarının arasında toplanmış ve korkunç acı
veriyordu. Bu yüzden kollarını yukarıya veya öne doğru uzatıyorlarıdı.Okadar
kötü yandılar ki derileri soyulan, el ve kollarında kan sızıp yere
damlıyordu. Hayaletlere benziyorlardı. Zorlukla ayakta durarak alevler
içinden sıyrılmak için uzun kuyruklarda sallanıyorlardı”. Bu Hiroşima
atom bombası belgeselinden aldığım notlar. 6 Ağustos’da Hiroşima’ya bir
bomba atıldı, 9 Ağustos’da Nazagaki’ye bomba atıldı. Bu bombalar aslında
II. Dünya Savaşını sona erdirdi diye ABD’ki bazı propagandalar olarak
bir takım insanların içini rahatlattı bir ölçüde; yani bunu yapmasaydık
daha milyonlarca insan ölücek diye bir tez ileri sürüldü. Fakat tabii
ondan bu yana 50 yıla aşkın bir zaman oldu. Özellikle bu bombayı
tasarlayanlar Menhetten projesi diye bilinen projede çalışmış bilim
insanları bunların başında Openhaymer isimli bir insan geliyordu. Çok
iyi fizikçiler vardı, onlara yapılan bir dönüm vardı ve onların 50.yılda
yazdığı bir makale var, bu günün insanı bilmiyordu ki bu bombanın
Japonya’da atılacağını. Öğrendiklerinde Mayıs 11’de burada bir oylama
yapılıyor insanların %80’I istemiyor Japonya’ya bomba atılmasını. Fakat
öyle bir mekanizma varki orada artık bu suça ortak oldular. Sonuçta
Openhaymer bu sevinci yaşayamıyor. Sonuçta burada atom bombasının
tarihçesinden biraz bahsetmek isitiyorum. Nagazaki ve Hiroşima’ya atılan
atom bombası ilk değildi ilk olarak ABD’de Numeksico denilen yerde
yapıldı. Daha sonraki denemeler insanlara acaba ne etki yapacak diye
yapılan denemelerdi. Bunu şöyle açıklıyor tarihçiler, normal
konvansiyonel bombalarla bütün ülkeyi zaten Japonya’yı bombalamıştı.
Amerika’lılar sadece 3 kente dokunmamışlardı. Bunlar Hiroşima, Nagazaki,
Kokoba isimli bir 3.kent bunlar sapasağlam duruyorlar diğer yerler Tokyo
dahil insanlarla birlikte yerle bir edilmiştir. Bu şehirlerin böyle
saklanmasının nedeni bir tanesine uranyum bombası değirine kritonyum
bombası atmaktı. Yani insanlara ve yapılara nasıl bir etki ettiğini
öğrenmek için yapılan denemeler idi. Bu denemelerden 200bin kişi malesef
öldü. Daha sonra kanserler, genetik hastalıklar, düşükler gibi
hastalıklarla 300bini aşan ölü var. Hala bu iki deneme yılda 1500 ile
200.000 can alıyor. Bu arada yok olan binaların sayısını da
söyleyebiliriz, mesela ilk Hiroşima’ya atılan bomba sonunda 88.000
yapıyı yerle bir etti, fotoğraflar görmüş olabilirsiniz. 12 Eylül
1945’de ABD’leri atom bombası sözcüğünü yasak ediyor. Japonya’da
anılarını toplayan insanlar olmuş; orada artık savaş olmasın mesajını
vermişler. Bu kitapda müttefikler tarafından 1981 yılının Nisan ayına
kadar gün ışığı görmüyor. Yani müthiş bir sansür uygulanıyor. Diğer
devletlerde çok uzun sürmüyor yani Amerika büyük bir başarı elde etti.
II.Dünya Savaşı sona erdi peki ne oldu, Rusların eline ne geçmedimi bu
silah evet onlarda paralelli çalışıyorlar ve sadece 4 yıl sürüyor
Amerika’nın atom imparatorluğu. 1949 yılında Sovyetler Birliği’de gayet
keyfi bir şekilde kendi adlarına bu denemeyi gerçekleştiriyorlar. 1952
yılında İngiltere katılıyor. 1960’lı yıllarda da Fransa daha sonra da
Çin katılıyor. Bu 5 devlet dünyada şerif gibi yasal güçler olarak
biliniyor. Tabii bu böyle kalmıyor. Pakistan- Hindistan örneği gibi bir
yanında bu nükleer bomba sevdası yayılıyor. Yani bu 5 devlet bir bunları
yaparız siz yapamazsınız demesine karşılık bununda bir işe yaramadığı
ortaya çıkıyor. Atom bombaları denemeleriyle ilgili size verebileceğim
başka bilgiler var. Sayılar. Bu ana kadar 2050’ye kadar atom bombası
patlatıldı. Bunların bir kısmı Atmosferde, bir kısmı yer altında. Şimdi
peki bu kadar güzel devam ederken bu işler diye soracaksınız. Atom
bombasının patlamasıyla ortaya saçılan radioaktif maddeler sularda,
toprakda, havada bir radioaktif madde yoğunlaşmasına yol açtı ve ne
kadar direnselerde devletler bunu kabül etmek zorunda kaldılar. Sivil
toplum örgütlerinden ve çeşitli grup insanlardan gelen tepkilerle yoksa
genelde istiflerini pek bozmaya niyetleri olmuyor. Mesela;
Amerika’nınrakamlarına bakalım 200’den fazla atmosferde atom bombası
patlamış Nevada çölünde, Kızılderililerin alanlarında, pasifikte,
Hiroşima ve Nagazaki’de ve bundan 4 katınıda yer altında yapmış. Toplam
bütün yeryüzündeki atom denemelerinin yarısını Amerika yapmıştır.
İngiltere ile de ortak yaptığı bazı denemeler olmuş. Baktığımız zaman
200 kadarını atmosferde 500 kadarını yeraltında yani bunlarda 700’ün
üzerinde. İngiltere’ye baktığımızda onlarda yaklaşık 45 toplam ama bir
kısmı Amerika ile birlikte. Bunlarla ilgili elimizde birçok bilgi var
özellikle Greenpeace’in Fransa ile ilgili bir geçmişi var. Fransa 45
tane atom denemesini atmosferde yapıyor, 100 kadarını yer altında
toplam 200’ü aşkın atom bombası patlatmıştır. Bunlar Polinez yada
Pasifikteki adalarda, Mercan adalarında yapılıyor. Fakat bir kısmı söz
Cezyir’de yapılıyor. Bunlar toplam 17 tanesi atmosferde patlatıldı.
Çünkü atmosferde yapılan denemeler 1960 ile 1974 arasında bunları
Fransa yürüttü. Çin Halk Cumhuriyeti ile ilgili elimizde bazı veriler
1964 yılında başlıyor ve Lop nor bölgesinde yapılmış denemeler var. 23
tanesini atmosferde buna eşit sayıda da yer altında deneme yapmış toplam
43 ile 45 arasında deneme var. Peki bütün bu denemeler olmuş yer
altından devam etmişler bunların çevreye olan etkisi nedir? , insanlara
olan etkisi nedir?. Bunları çok iyi bilen bilim insanları olduğu halde
dünyada devlet adamları belli zeka düzeyleri göstermeleri gerektiğinde
neden buna alet olmuşlar, neden buna ön ayak olmuşlar. Bunun nedeni,
havada patladığı zaman atom bombaları dünyanın sularında özellikle
trityum denilen radioaktif maddesinde çoğalma görüldü. Peki yer altına
inince her şey halloldu mu? hayır özellikle radioaktif atıklar
gömülemiyor ve dünyanın başı bunlarla dertte. Ama nükleer denemeler söz
konusu olunca sanki böyle bir şey söz konusu değilmiş gibi davrandılar.
Yeraltında patlattıkları zaman yer altında atık çukurları
oluşturuyorlardı ve çeşitli arazide maalesef bütün bu koşulları
sağlayacak, sızdırmayacak, depremde oynamayacak, yer altı sularında yer
yüzüne ulaşmayacak yerler kesinlikle olmadı. Yani radioaktif konusunda
mecbur kalarak gösterdikleri titizliği şu ana kadar nükleer denemeler
konusunda gösteremediler. Dolayısıyla Pasifikte Mercan kıyılıklarının
kesinlikle uygun olmayan çatlakları olan okyanusa atıkları sızdıran
bölgelerinde yaptılar. Çöllerde yaptıkları denemelerde aynı biçimde ve
patlama olduğu zaman kazılmış bir takım yerlerin altına gömülen
alanlarda yapılan sızıntılar olduğu belgeleniyor. Dolayısıyla büyük bir
patlama olduğu zaman yeryüzünde bir sarsılma, dalgalanma ölçekle 5’e
ulaşan yer sarsıntıları oluyor. Bunun sonucunda yeryüzüne sıçkıran va
fışkıran radioaktif parçaları insanların ve canlılara geliyor. Bu böyle
devam etti. Hindistan’dan da gelen bilgiler var, yakın çevresindeki
insanları apar topar çıkarmışlar ve oradaki köylerin içinde yaşayan
insanlarda kusma ve çeşitli hastalıklarla hastanelere kaldırılıyorlar.
Dolayısıyla yer altında , yer üstünde çevreye diğer canlılara bir tehdit
oluşturuyor. Peki bu kadar atom bombası patlatılıyor bunun sonucunda iki
tane meşhur anlaşma var. Bir tanesi NPT ve CTBT diye söyleniyor.
Bunların bir tanesi bir takım devletlerin bir araya gelmesiyle 1995
yılında yapıldı. Konu nedir? , Nükleer bomba yapmak üzere kıllanılan
maddelerin ve nükleer silahların yayılmasını önlemek için daha sonra 1
yıl sonra bütün atom bombalarının yasaklama anlaşması imzalandı. Ama hiç
yoktan iyidir. Yani yasasız olmasından yani bunun bir suç unsuru
olduğunu belgeleyen bir kağıt parçası dahi olsa; orada devletlerin
imzaları oluyor, onlar parlementolarına götürüp imzalatıyor ve imzalarda
tamamlanmadı, henüz imzalamayan devletler var başta Amerika ve
Rusya’dır. Bu sırada Hindistan ve Pakistan en alıcı noktasında biz buna
aldırmıyoruz dediler. Bu tür anlaşmalarında beli bir yararı var. Atom
bombaları denemesi yapan devletlerin birleştikleri bir konu var. Kendi
ülkelerindeki vatandaşlarını da tehlikeye atıyorlar ve yerel o bölgede
yaşayan insanların yaşam haklarını da elinden alıyorlar. Yani bir takım
kapalı kapılar arasında iktidar çatışmaları var. Dünyadaki egemenlik
savaşları var. Bazı yüksek rütbeli askerlerin istekleri var, endüstriel
çıkarları var. Bunların hepsini bir hamur yapın içinden çıkan şey birey
olarak sizi veya sizin içinde yaşadığınız insan topluluklarını tehdit
eden bir güç. Mesela Nevada’da Kızılderililer’den bahsettik. Onlarda
zarar gördüler. Çünkü oralarda yaşayan tapuları yoktu. Bu doğal yasalara
uygun olarak yaşayan insanlar toprakla ilişkilerinde kağıt parçalarını
geliştirmemişler. Demiyor ki bu toprak şuradan şuraya bu insana aittir.
Ama onların atalarının, çocuklarının yaşadığı ve daha yaşayacakları,
sevdikleri, bağlandıkları toprak orayıda atom bombaları denemelerine
uygun buluyorlar. Çünkü hak aramak zor. Doktorlar, avukatlar sizin
ulaşamayacağınız yerlerde. Cezayir’e gelirsek 1960’lı yıllada onunla
ilgili tanıklar var. Bu tip tanıkları toplamak çok değerli bunlar belge
olucaktır. Bilimsel raporlar devletin çıkarları doğrultusunda
hazırlandığı için oradaki insanlara birebir görüşmenin sağlanması lazım.
Fransa’nın Cezayir’de yaptığı denemelerle ilgili tanıklar var. Bir
tanesi; bir kadın konferansında Malta’da yapılan belge olarak
kitaplandırılmıştır. Pasifikteki olaylar belli. Bir de çok ilgimi çeken
bir olay konu işlerin nasıl yürüdüğü. Pasifikte hastaysanız, çocuğunuz
sakat doğmuşsa size diyor ki Fransızlar; ben seni Fransa’ya Paris’e
götürürüm tedavini yaptırırım ama bu konuda kimseye birşey söylersen
kendini devletinde bulursun. Bu şekilde yürüyor. Buna atom devleti de
diyebiliriz. Her şeyin uğruna pok edilebileceği atom. Burdan başka
devletlerle ilgili örnek verelim yani; hiç atom denemeleriyle ilgisi yok
. Çok yakın geçmişte Kolombiya’da Britiş petrol adlı petrol şirketinin
petrol arama kararları oldu. O devletle ortak yapıldı. Orada yaşayan
Ualar isimli bir kabileyi tehdit etti bu karar. Çünkü o bölgede
yaşayacak olan çoçukların temiz ortamda yaşayacağı yer petrolle
kaplanacaktı. Bu Ua’ların kabilesi şunları yapmışlar; “ Biz toplu olarak
intihar etmeyi düşünüyoruz” diye karşı çıktılar.Britiş petrol ve ortağı
kamuoyu baskısı yüzünden vazgeçtiler. İnsanlar kendilerine yapılan
haksızlığı anladıkları anda tepki göstermek üzere harekete geçtiler ve
başka o durumda olan insanlarla iletişim halinde oldular. Nevada neresi
Kazakistan Semipalatin neresi demeyin. 1980’li yılların ortalarında her
iki zarar gören insan grubu bir araya geliyor iletişim halindeler.
Amerka’da Marşal adasında yani Bikini adasında da test yapmış. Bu
testlerin adlarıda çok ilginç. En son Hindistan’ın yaptığı Simaylin Buda
yani Gülümseyen Buda artık kavramlardaki çarpıklığa bakın, Buda’yı Buda
gibi bir simgeyi atom bombasının adı yapıyorlar. Bu bikini adasında 51
yıl sonra şimdi hala davalar devam ediyor. Orası öylesine kirlenmiş ki o
insanlar mahkemelere gitmişler, haklarını aramışlar, milyonlarca
dolarlık tutan tazminatlar davalar devam ediyor. Ama 51 yıl sonra hala o
topraklar ve bundan sonra bilemediğimiz bir süre o topraklar kirli
kalacaklar. Bu da radioaktif maddelerin ömürleriyle ilgili bir sorun
oluyor. Pritonyum denilen maddenin bir avucuyla bir atom bombası
yapabilirsiniz ve bu nükleer enerji santrallerinin yakıt çubukları
içinde ortaya çıkıyor. Yani doğada bulunan bir şey değil. Bu maddenin
Milyonda 1 gramı 1milyon insanı kanser yapabilecek bir güçte, yarı ömrü
24000 yıl 10’la çarpıldığında 250.000 yıla varan sonsuzluğun bekçisi
olmak durumunda insanlar. Daima sübvanse ediliyor. Fransa olsun, Amerkia
olusun, İngiltere olsun nükleer enerjiden elde edilen elektrik
sübvansiyonlarla ucuz gösteriliyor yeterki bu atom bombası maddesi
devletin elinde olsun. Amerika’da kobay olarak kullanılan özürlü
insanların aileleri enerji bakanlıklarına baş vuruyorlar. Ama yaşam göz
arada edilemez. Açık bir şekide sinyallerini vermektedir. Hayvanlar ve
bitkiler anlaşılmaz bir şekilde ölüyor, bazı sakat doğumlar ortaya
çıkıyor. Her zaman zihinsel özürlü çocuklar doğuyor, kanser hastalıkları
ortaya çıkıyor, bizim tanımadığımız dil kanserleri ortaya çıkıyor.
İklimde artık değişiyor çöl ortaya çıkıyor. Bu tip tanıklar var.
Hindistan ve Pakistan atom gücüne sahipler. Bütün bu devletler hem bunu
biz kullanırız başkaları kullanmasın diyorlar, biryandan da endüstriel
çıkarları ağır basıyor. El altından bunları satıyorlar. Hindistan
bunları Kanada’dan satın almış. Reaktörü almış elektrikmi üretmiş 10
tane nükleer reaktörü var. Bütün elektrik üretimi içinde nükleer enerji
%2’yi bulmamış bile yani bu kadar çalışıyorlar mesele elektrik değil.
Pakistan’da Kanada’dan ilk reaktörünü almış. Hollanda’dan biraz yardım,
şurdan burdan ve buralardan 2 nükleer güç olarak karşılıklı
atışıyorlar. Son olarak ise bir kişiden bahsetmek istiyorum. İsrail’de
İsrail’in nükleer silahları olduğunu biliyoruz, bunun için hiçbir
yatırım yapmıyorlar. İsrail tesislerindeki bir mühendis kalkıyor
Amerika’ya gidiyor bunu bir gazeteciye anlatıyor. Kendisini bir gün bir
hanımla yatak odasında daha sonrada hapisanede buluyor. İsrail’de vatan
haini olarak ilan ediliyor. Kendisi bu suçlamaları vatan hainliğini
kabul etmiyor. Çünkü esas atom bombası insanlık suçu, insanı yok
etmekten başka birşey olmayan birşey. Kimin vatan haini olduğunu hepimiz
zaten biliyoruz.
|
|