English

Türkçe

 

عربي

ئۇيغۇرچە

 

M.Emin HEZRET

"Nerde zulüm var ise orda direniş vardır"

 

Uyğur Özerk Bölgesi olarak adlandırılan Çin müstemlekesi altındaki Doğu Türkistan Mahalli Hükümeti'nin Başkan Yardımcısı Çinli Huang Bau Gang gecen hafta Pekin'de düzenlediği basın toplantısın­da Komünist Çin'in Doğu Türkistan'ı işgal ettiği 1949 yılında Doğu Türkistan'dan ayrılmak zorunda kalan Doğu Türkistanhlar'ın lideri İsa Yusuf Alptekin Uygur milliyetçiliğini canlandırmak için ayrılıkçı kampanya yü­rütmekle ve Doğu Türkistan'a İslâmı yayın kisvesi altında gerici yayınlar sokmakla suçladığını gazete ha­berlerinden öğrenmekteyiz.

Gazetelerde yayınlanan habere göre Çinli yetkili ge­çen sene aralık ayında tutuklanan bir kişinin İsa Alp­tekin'in gönderdiği bir casus olduğunu söyledi şek­linde açıklama yapmış. Çin komünistleri kırk yıldan beri söylemediği böyle bir açıklamayı niçin bugün ortaya atma ihtiyacı duydu? Aslına bakarsanız bu, Çin ko­münistlerinin yeniden kan dökeceğine dair bir işaret­tir. Böyle bir açıklama altında Doğu Türkistan'daki Türk Müslümanları için can tehlikesi yatmaktadır. Evet, dışarıda yaşamakta olan Doğu Türkistanlılar, birkaç yıl önceleri Çin hükümetinin dışa açılma politikasının imkân verdiği çerçevede Doğu Türkistan'a çeşitli zi­yaretlerde bulundular. Ve bu sırada yine Çin hüküme­tinin tanıdığı imkânlar çerçevesinde Kur'ân'ı Kerîm ve bazı dinî yayınlan götürdüler. O sıralarda Çinliler'in dinî serbestlik siyaseti gerçek anlamıyla yürürlükte ol­duğu için götürülen Kur'ân-ı Kerim'in Uygurca tercü­mesi hükümetin izni ile neşredildi. Sayısı oldukça yük­sekti. Tam 200 bin adet... Böylece Doğu Türkistan'­daki Türklerin dinî ihtiyaçları esasen giderilmiş oldu. Ondan sonra da dışarıdaki Türkistanlıların Doğu Türk­istan'a Kur'ân-ı Kerim gibi dinî kitaplar götürmesine de ihtiyaç kalmadı. Şimdi kalkıp da bütün bunların hep­sini yıkıcı hareket olarak nitelemek hayret verici değil mi?

Aldığımız bilgilere göre, Kızıl Çin Hükümeti, birkaç ay önce Doğu Türkistan'daki hususi dinî okulların hep­sini bir bir kapattı. Ve milliyetçi din adamlarını da sıkı takibe aldı. Sovyetler Birliği'ndeki Batı Türkistan'da canlanan milliyetçi hareketlerden ilhamlanarak Doğu Türkistan'da da hürriyet ve demokrasi isteği için bir halk hareketinin ortaya çıkmasından oldukça endişe­lenen Çin hükümeti, Tacikistan'da meydana gelen olayları bahane ederek Doğu Türkistan'a çok sayıda asker getirdi. Aynı anda halk içine çok sayıda casus sokarak en küçük topluluklara kadar kontrol altında tutmaya çalışmaktadır.

Çin hakimiyeti, kendi müstemlekesi altındaki millet­lere insanca yaşama haklarını vermek hakkında dü­şünmemekle yetinmeyip, hatta serbestlik isteyenleri nasıl bastıracağı hakkında yeni planlar yapmaktadır­lar. Çinliler, çok yakın gelecekte gerçekleştireceği kat­liamın sebeplerini İsa Alptekin üzerine yıkarak kamu­oyu toplamaya çalışmaktadır. 1966 yılından 1977 yılı­na kadar Doğu Türkistan'da onbinden fazla Doğu Türkistan Türk'ü öldürülürken Sovyetler'e bağlanma suçu bahane edilmişti. Şimdi ise Çin-Sovyet ilişkileri normale döndü. Katliam için bahaneler Sovyetler üze­rinde aranamıyor. Böylece yapacağı katliamlara ve onun için göstereceği bahanelere kurban olarak dı­şarıda yaşamakta olan Doğu Türkistanlılar'ı seçmiş­ler. Şunu da belirtelim ki, bugüne kadar Çin'de veya Türkistan'da herhangi bir hareket olurken Çinliler bü­tün bunların sebebini bile bile bu hareketlerin men­şei olarak Çin'in dışındaki herhangi bir devlet veya bir  kavmi göstermeye adeta gelenek haline getirmiştir. Ve böylecekendi idaresindeki halkların çok itaatkar kendilerine sâdık olup, eğer dışarıdan kışkırtılmazsa ebediyyen koyun gibi yaşayacaklarını ispat etmeye çalış­mıştır. Halbuki bugüne kadar Çin'de veyahut Doğu Türkistan'da olup biten bütün hareketler aslında hal­kın Çin hakimiyetine olan tepkisinden kaynaklanır. Çin hakimiyeti ise halkın tepkilerini görmemezlikten gel­mektedir.

Geçen sene Aralık ayında Çinliler tarafından tutuk­lanan Türk" vatandaşı Dilşad'ı Çin'deki dolar kaçakçı­lığına karışma suçundan hapse atmışlardı. Ve şimdi ise aradan dört ay geçtikten sonra Çinli yetkili Huan Bao Gang, Dilşad'ı İsa Alptekin'in casusu olarak dün­yaya ilan etmesi kötü yazılmış bir senaryodur. Sade­ce komünistlere has olan iftiradır. Bir Türk vatandaşı­nı Çinliler olmadık bahanelerle hapse atmakla yetin­meyip gene ona kendi isteklerince iftiraf ederek ka­muoyunun dikkatini çekmek için dünyaya seslenmesi Doğu Türkistan Türkleri'nin Kızıl Çin hakimiyetine olan  nefretini daha da güçlendirecektir. Kırk yıldan beri Kızıl Çin hakimiyeti tarafından en ağır zulüm ve hakaretle­re maruz kalan Doğu Türkistan Türkleri kendilerinin insanî haklarını kazanmak için aziz canlarını feda et­mişlerdir ve edeceklerdir. Çin komünistlerinin lideri Mao Zedung'un "Nerde zulüm var İse orda direniş vardır" diye bir sözü var. Dernek, Çin komünistleri­nin anlayacağı dilden konuştuğumuzda da suç, muh­terem büyüğümüz isa Alptekin'de değil, zulüm yap­makta olan Çin komünistlerinin kendisindedir.

 

Ana Sayfa

aturan2003@yahoo.com

Taklamakan Uygur Neşriyat Tüm Hakliri Saklıdır

 All Rights Reserved Taklamakan Uyghur Publishing 2007 --- 2009 http://www.uyghurweb.net